Laf söylemeyen kalmadı! İşte o cümleler…

0

2018 Dünya Kupası Elemeleri’nde İzlanda’ya 2-0 yenilerek 3 maç sonunda 2 puanda kalan A Milli Futbol Takımı’na ağır eleştiriler var…

SELÇUK DERELİ – SÖZCÜ

Milli Takımımızın maçını izlerken 2007 yılında bu statta yönetmiş olduğum İzlanda-Makedonya maçı aklıma geldi. O dönemde biz, Avrupa’da fırtına gibi eserken, İzlanda milli takımı dünya sıralamalarında çok gerilerdeydi. Makedonya ile evinde berabere kaldıkları için de seviniyorlardı. Nereden nereye… O günkü İzlanda Milli Takımı nereye geldi, bizim milli takım ne durumda. İzlanda gelişirken, biz geriye gittik. Bu kafayla çok daha geriye gideriz. 320 bin nüfusla İzlanda’ya yeniliyorsan eğer ülke olarak spor politikanı değiştirmen lazım. Demek ki ülkede sporu yönetenler bir yerde hata yapıyorlar. Bugün insanlar Fatih Terim’i ve futbolcuları acımasızca eleştirecekler. Şu milli takıma Messi’yi getirsen ne yazar? O kafalara ulaşmak için daha çok fırın ekmek yememiz lazım.

ÇAĞDAŞ SEVİNÇ – AMKSPOR
Fatih Terim’in maç öncesi açıkladığı sürpriz kadro herkesi şaşırttı. Cenk Tosun’un yedeğe çekilmesiyle birlikte sahaya forvetsiz çıktık. Aslında Konya’da 1-0 kazandığımız maçı referans almıştı tecrübeli teknik adam. O gün de ideal bir forvet olmadan, 4-6-0 denebilecek fakat Hakan Çalhanoğlu’nun önde oynadığı bir dizilişle başlamıştık. Dün ise en önde Emre Mor vardı. Belli ki rakip üzerimize geldiğinde toplu halde geri çekilip hızlı adamlarımızı rakip defansın arkasına kaçırmak gibi bir taktiğimiz olacaktı. Savunmamız gereğinden fazla öne çıkınca bizim yapmak istediğimizi İzlanda yaptı. Hem kanattan hem ortadan geliştirdikleri akınlarda rahatça pozisyonlar yakaladılar. Biz de orta sahada hiç pas yapamayınca oyun tamamen İzlanda’ya döndü ve nihayetinde goller geldi.

ALİ İSKEFLİ – AMKSPOR
İzlanda, oyun anlayışı bilinen bir takım. Fizik gücüne dayalı, havadan ve uzun toplarla oynuyorlar. Duran toplarda etkili olmaya çalışan hatta taçları bile uzun ve etkili kullanan düz bir takım. Bu takıma karşı yapılan plan, tekniği yüksek dripling özelliği olan Volkan, Emre ve Yasin ileri üçlüsü ile etkili olmaktı.
Şapkadan tavşan çıkarmaya gerek yok. Bu takım Türkiye’nin takımı. Mevkiinde en iyi ve formda olan oyuncular seçilir ve takım oluşturulur. Kendi takımında bile süre alamayan, formda olmayan bir toplulukla başarı gelmez. “Ben buldum, ben keşfettim” edasıyla Rusya’ya gitmek sadece hayal. Rakibimiz ancak Kosova olur.

AHMET ÇAKAR – SABAH
Fatih Terim, sabote eder gibi takım çıkarmaya devam ediyor. Ukrayna gibi bir takıma karşı çift santrfor oynayıp orta saha direncini azaltıp ilk yarıda darmadağın olduk. İkinci yarı çocuklar gayrete geldiler, Konya seyircisi de müthiş bir destek verince bir puanı kurtardık. Dün geceye bakıyoruz, kamera şakası gibi. Cenk yok, yani diğer bir deyimle, santrforsuz oyuna başladık. Komedi gibi. Üstelik Avrupa’nın belki de fizik gücü en yüksek takımına karşı.
Adamların yılda en fazla kazanan futbolcusu, bizim en az kazanan futbolcumuzun altında. Şimdi hesap zamanı. Grupta şansımız çok azaldı. Ama İmparator ‘yaptım oldu’ diyor, birileri de alkış tutuyor. Biz bunları hak etmedik. Yazıklar olsun!

HAKAN CAN – FANATİK
Bizim sistemimiz yok, devamlılığımız yok, hesap soranımız çok! Arda ve Burak gibi çok önemli 2 futbolcumuz yok, sebebini karar vericilerden başka bilen yok. Maç başlıyor, santrforumuz Cenk yok. Sol stoper pozisyonu zaman zaman iyi oynayan Topal’ın çünkü hocaya göre başkası yok! Emre Mor kardeşimiz de Cenk abisinin yerine en uçta, Cenk kulübede… Öndeki oyuncularımız topla buluşana kadar Finnbogason 2 net fırsatı harcadı, bir de Volkan Babacan sol alt köşeye giden topu son anda çıkardı. Emre’nin slalom yapıp 6 pasa çıkarttığı topta bir santrforumuzun, yani o bölgeye ezbere gidip ayak koyacak Cenk’in olmayışının faturasını ödedik. Bir de penaltı beklediğimiz pozisyon var. Verseydi maç başka bir yere giderdi belki ama, İzlanda’nın 34 senedir bizi hezimete uğrattığı gerçeği değişmezdi.

ERMAN TOROĞLU – SABAH
Şimdi ne olacak? Bu takım yeni bir takım. Belli bir yola çıkıldı. Ama şu gözüküyor ki Barcelonalı Arda Turan, önümüzdeki milli maçlardan önce de o sunucu ve TV yorumcusu ağabeyleri ve dostlarıyla aynı oyunu oynayacaktır. Terim kaldığı müddetçe… Burada filmi ters çevirelim. Şöyle düşünelim; Terim önümüzdeki milli maçlarda Arda’yı milli takım kadrosuna alırsa, bu sefer de kamuoyu “Arda dostlarıyla beraber bastırdı, Terim’in gücü yetmedi” diyecekler. Yani aşağı tükürseniz sakal, yukarı tükürseniz bıyık! Bakınız! 3-4 gün içinde iki tane Dünya Kupası eleme maçı oynandı.

Çıkmadık candan umut kesilmez! Ama bir şey belli; Barcelonalı Arda, kendisini kadroya almayan Terim’e büyük bir çizik attı. Filmin sonu nasıl bitecek merak bekleyenler var. Türk Milli Takımı için bence film bitti ama bazıları için bitmedi. Ne demişler; intikam soğuk yenen bir yemektir. Herkese hayırlı olsun.

ATİLLA GÖKÇE – MİLLİYET
Anlaşıldı, böyle olmayacak! Kadrodakilerin de, dışarıdakilerin de Fatih Hoca’nın da tadı kaçmış, motivasyonu bozulmuş. Oyuna canla-başla başlayan çocuklar, iyi niyetle güzel işler yapıyorlar ama, rakip hem fizik hem de taktikle ağır basıyor. Bizim ne oynayacağımız belli değil, bilmiyoruz. Maçtan maça değişen on birlerle değişmeyen kaderimizi yaşamaya devam ediyoruz.
Haydi, itiraf edelim: Onlar da yoruldu, biz de yorulduk!
Birbirimize darıldık, kırıldık… Çıktığımız her maçta darbe yedik, vurulduk. Yeniden yenilgiyle tanıştık. Üçüncü maçı da oynadık, hala kazanabilmiş değiliz. Bu psikolojiyle kazanmamız da epey zaman alacak, farkındayız.

ŞANSAL BÜYÜKA – MİLLİYET
Fatih Hoca bir dönemler “Ben ders almam, ders veririm” demişti. Dediği doğruymuş… Ders alsaydı, daha dört gün önce Ukranya karşısına iki defansif orta saha ile çıkmanın bedelini ne kadar ağır ödediğimizi hatırlar, daha savunma ağırlıklı bir orta saha yapabilirdi.
Gerçekleri görmek ve önlemini almak lazım: Dün forma giyenlere bakın… Ömer Toprak, Kaan Ayhan, Hakan Çalhanoğlu, Emre Mor, Tolga Ciğerci, Mevlüt Erdinç, hatta Cenk Tosun… Hepsi Avrupa kaynaklı oyuncular… Son yıllarda bizim yetiştirip milli takıma gönderdiğimiz tek oyuncu var mı?
Sonra, gençlik tamam, mücadele tamam da, bu takımın saha içi patronu yok… Topa basacak, sakin olacak, radar gibi çevreyi tarayacak… Selçuk İnan’ın Avrupa Şampiyonası’ndan faturası ne kadar kabarık bilemem ama şurası kesin: Bazılarının değeri varlığında değil, yokluğunda belli olurmuş… Tıpkı Selçuk gibi…

GÜNTEKİN ONAY – VATAN
NE yazık ki bir sistem takımı değiliz. Her maç farklı kadro, farklı farklı bir tertip ile oyun alanındayız. Sürekli arayış içinde Fatih Terim. Genç oyuncular ile yola çıktık, böyle devam edeceğiz. Tamam da bu oyuncuların yeterliliğini sorgulamayalım mı? Çocuklar enerji ve mücadele ortaya koyuyorlar ancak saha içi organizasyonu ve kalite yeterli mi? Bu takım Türkiye’nin en güçlü takımı değil. En kaliteli oyuncu grubu değil. İşin gerçeği ne yazık ki bu. Dün akşam sahaya çıkan takım Dünya Kupası’na gidebilir mi? Bence gidemez. Fatih hoca belki de diyecek ki “Son 60 yılda zaten 1 kere gitmişiz, bari yeni isimler, yetenekler kazanalım”

RIDVAN DİLMEN – SABAH
İzlanda dünya sıralamasında bizden geride olmasına rağmen 4-4-2’yi uyguluyor. O kadar birbirlerine alışıklar ki, rahat oynuyorlar, oyunu yönlendiriyorlar. Dönüşlerde kontra yemeyelim diye faul yapan, bir sistem takımı. Sürekli aynı sistemle oynamıyoruz biz. Ama bundan sonra artı ya da eksi yönde elenen oyuncular oldu. Emre Mor’u santrfor gibi oynattı. Hocada deneme yanılma uygulaması uzun sürüyor. 11 Haziran’a kadar kazanabileceği 3 maç var. Kosova ve Finlandiya’yı yendiği takdirde eli rahatlayacak. Ukrayna maçına çift santrforla başladık ama çok değil 3 gün sonra sıfır santrforlu sisteme döndük. Oyun içinde sistem değişebilir ama bir iskeletiniz ve sisteminizin olması gerek.
Hırvatistan, Ukrayna ve İzlanda maçının tamamına baktığımızda skorlar önemli değil… Bu maçlardan ciddi dersler çıkması gerek. Sistem ve oyuncularla ilgili kararların verilmesi gerek. Bu forvetle Dünya Kupası’na gidilmez. Kosova’yı yeneriz, zorlansak da yeneriz, Finlandiya’yı zorlansak da yeneriz ama çok da güvenmemek gerek.

Cevap ver