Türkiye'de beyzbola olan ilgi arttı

Amerikan kökenli, Amerika ve Uzak Doğu ülkelerinde çok popüler takım sporu olan beyzbol, at veya sığır derisiyle kaplı küçük bir top, bir tahta sopa ve deri eldivenlerle oynanır.
Türkiye'de beyzbola olan ilgi arttı
Amerikan kökenli, Amerika ve Uzak Doğu ülkelerinde çok popüler takım sporu olan beyzbol, at veya sığır derisiyle kaplı küçük bir top, bir tahta sopa ve deri eldivenlerle oynanır.

Dokuzar oyuncudan oluşan iki takım arasında oynanan oyunun amacı, rakip takımdan daha fazla sayı turu yapmaktır.

Orijinal adıyla "baseball", belli bir mesafeden atılan özel bir topa, özel olarak tasarlanmış bir sopayla vurup, kazıklarla belirlenmiş bir yolu koşarak, vurulan topu yakalayıp sayı kalesindeki takım arkadaşlarına aktarmaya çalışan rakipten önce ulaşmaya dayanan bir spor dalıdır.

Bir strateji oyunu olarak sonsuz değişiklikler yapılabilen beyzbol oyununda, aynı takımın üyeleri olan top atıcı ve yakalayıcılar, rakip takımın üyesi olan topa vuran kişiyi oyun dışı bırakmaya, vurucu da oyun dışı kalmasını gerektirecek pozisyonlara fırsat vermeden yolu aşıp kaleye ulaşarak sayı kazanmaya çalışır.

Dokuz devreden oluşan bu oyunda her iki takımda da hücum ve savunma oyuncuları vardır. Oyuncular topa sırayla vururlar. Topu atan ve tutan oyuncu, aynı takımdandır ve atılan topa vurucu oyuncu vurmadan top tutulmalıdır.

Vurucu oyuncu var gücüyle topa beyzbol sopasıyla vurur ve topu atabildiği kadar uzağa atar. Oyuncular sahada sürekli koşarlar ve belirli bölgelere geldiklerinde takımlarına sayı kazandırırlar.

Bir oyuncuya üç tane atış hakkı tanınır ve oyuncu üç atış hakkını da ıskalayarak kullanırsa oyunda saf dışı bırakılır, yani oyundan çıkarılır.

Topu çit dışına gönderen oyuncu sayı turu yapmış olur. Bu durumda hiçbir oyuncu topu yakalayamayacağı için sahadaki tüm oyuncuların hanesine bir sayı yazılır.

Beyzboldan türeyen, softbol ve rounders olarak adlandırılan iki oyun daha vardır.

20160504_2_16537613_9708198_Web

OYUN ALANI

Üç metre yüksekliğinde bir çitle çevrili olan beyzbol alanında iç alan, dış alan ve ceza alanı bulunur.

İç alan, kenarları 27'şer metre olan bir karedir. Karenin kale adı verilen dört köşesinden biri sayı kalesidir. Kaleler sağdan sola doğru birinci, ikinci ve üçüncü kale olarak adlandırılır. İç alanın ortasında, sayı kalesinden 18 metre uzakta fırlatıcı tümseği vardır.

Sayı kalesinde beyaz plastikten beş yüzlü bir plaka, öbür kalelerde küçük branda yastıklar bulunur. İç alanın sayı kalesinde kesişen iki kenarı ve bunların uzantısı, ceza çizgisi adını alır. Bu iki ceza çizgisi arasında kalan alanın iç alandan öteye uzanan bölümü dış alan, ceza çizgileri ile çevre çitleri arasındaki alan da ceza alanıdır. İç alanın boyutları kesin kurallarla belirlenmiştir ama, dış alan ve ceza alanının büyüklüğü farklılık gösterir. Genellikle ceza çizgilerinin uzunluğu 100 metreden, dış alanın sayı kalesine en uzak noktasının uzaklığı 123 metreden az olamaz. Kalelerin, fırlatma tümseğinin ve kaleler arasındaki yolların dışındaki alan çimle kaplıdır.

Beyzbol topunun çevresi 23 santimetre, ağırlığı 142-149 gram arasındadır. Ağaçtan yapılan beyzbol sopasının boyu 107 santimetreden, çapı da 7 santimetreden fazla olamaz, ağırlığı ise yaklaşık 1,5 kilogramdır.

Oyunu, her biri bir kale çevresinde bulunan dört hakem yönetir. Oyuncular vücudu saran bir forma, kalın çoraplar ve çivili özel ayakkabılar giyer, koruyucu başlık takarlar. Çim olmayan yapay yüzeyli alanlarda lastik ayakkabı giyilir.

MALZEMELER

Temel malzemeler sopa, top ve eldivendir.

Rakip oyuncuların birbirinden ayrılabilmesi için takımlar farklı renklerde formalar giyer. Güvenlik için vurucu ve tutucular özel başlıklar kullanırlar. Sopa, tümüyle yuvarlatılmış tahtadan, genellikle dişbudak ağacından yapılır. Boyu 1,07 metre, çapı ise 7 santimetredir. Sıkıca kavranabilmesi amacıyla sap kısmında çap daraltılmıştır.

Eldivenler deriden, kuş yuvası şeklinde ve parmak araları topu rahat yakalamak için esnek perdeli olarak yapılmıştır. Top, beyaz ve serttir. Ortası mantar, dışı ise yün ipliği ve at derisinden yapılır. Çevresi 23 santimetre, ağırlığı 142-149 gram arasındadır.

Vurucunun mantardan yapılmış güneş şapkası, yakalayıcının ise yüz ve göğüs koruyucusu, yakalama eldiveni, dizlik ve incik kemiği koruyucusu vardır. Doğal çim sahada özel çivili ayakkabılar, yapay zeminde ise lastik tabanlı spor ayakkabılar tercih edilmektedir.

KURALLAR

Dokuz sayısının beyzbolda özel bir yeri vardır. Takımlar 9 değişik nitelikteki 9 asil oyuncu ve yedek oyunculardan oluşur. Her takıma oyun boyunca 9 kez vuruş hakkı (inning) tanınır. Dokuz devre sonunda berabere kalınırsa, kazananı belirlemek için ek vuruş hakları verilir. Oyuna konuk başlar.

Oyuncuların takımdaki görevlerine göre değişik adları vardır. Topu fırlatana "atıcı" (pitcher), karşılayana "vurucu" (catcher) denir. Her pozisyona özel yetenekleri olan oyuncular konulur. Vurucuların hangi atışlara vurulması, hangilerine vurulmaması gerektiğine çok çabuk karar vermesi gerekir. Alandaki üç kalede duran oyuncular "baseman" adını alırlar.

Saha dışında soldaki oyuncu "sol fielder", sağdaki oyuncu ise "sağ fielder" olarak adlandırılır.

Her tur bir sayıdır. Sayı yapabilmek için, topa vuran oyuncu bütün kaleleri dolaşmak zorundadır. Topa vuracak oyuncu sayı kalesinde durur ve top fırlatanın topu atmasını bekler. Top, kol arkaya doğru bükülüp, güç alınmak suretiyle atılır. Atıcının topu vurucuya atması için kaleye doğru bir adım atması yeterlidir. Vurucunun arkasında duran hakem, atılan topun; vurulabilir ve geçerli bir atış mı (strike), yoksa aşağı ya da yukarıya doğru kötü kullanılmış bir atış mı olduğuna karar verir. Dört kez üst üste kötü atılmış top, atışı karşılayacak olan vurucunun otomatik olarak ilk kaleye yürümesine neden olur.

Vurucu sopasıyla vuruş yapabilirse birinci kaleye ve zaman kalırsa diğer kalelere doğru koşar. Koşarak birinci kaleye gelindiğinde bu başarılı vuruş tek, ikinci kaleye gelindiğinde çift, üçüncü kaleye ulaşıldığında ise üçlü olarak adlandırılır. Bir vuruşta bütün kaleleri dolaşıp tekrar sayı kalesine ulaşıldığında ise buna sayı turu denir. Çitleri aşan bir vuruş yapıldığında otomatik olarak bir sayı turu kazanılır, ancak vurucu yine de koşarak bütün kaleleri dolaşmalı ve kazandığı sayıyı belirtmelidir.

Savunma oyuncuları, hücum oyuncularını üç ayrı durumda oyun dışı bırakabilirler:

1- Iska: Her vurucunun oyun dışı kalmadan üç ıska hakkı vardır. Eğer bir atışta top oyuncunun koltuk altı ile dizi hizası arasından geçmişse ya da vurucu sopasını sallamasına rağmen vuramamışsa, hakem tarafından ıska olarak değerlendirilir.

2- Yakalama: Vurucu topa vurarak havaya dikmiş ve bu top savunma oyuncuları tarafından yere düşmeden yakalanmışsa, vurucu oyun dışı kalır.

3- Kale dışı: Eğer iki kale arasında koşarken savunma tarafından yakalanmış olan top savunma oyuncusuna gelirse, koşan oyuncu oyun dışı kalır. Savunma oyuncusunun koşarken topu üzerine değdirdiği oyuncu da oyun dışı kalır.

Üç oyuncusu oyun dışı kalan takım, kaledeki oyuncuların sayısına bakılmaksızın hücum hakkını kaybeder ve savunmaya geçer, iki takımın 3 oyuncusu oyun dışı kaldığında bir devre sona erer. Hücum vuruşu savunma yapmaktan daha zordur, iyi bir vurucu her on denemenin ancak üçünde kaleye gidişi sağlayabilecek bir vuruş yapar. Bu nedenle oyun boyunca elde edilen sayılar pek yüksek olmaz. Atıcının hile yapmasını önlemek için topu herhangi bir şey ile silmesine izin verilmez. Topu sürterek kayganlaşmasına neden olunabileceğinden formayla ter silmek de yasaktır.

Top yakalayıcılar iki grupta toplanır; iç alan yakalayıcıları ve dış alan yakalayıcıları. İç alan yakalayıcıları kale çevresinde dururlar. Dış alan yakalayıcılarının havaya vurulan topları dış alanın boşluklarına düşmeden yakalayabilmeleri önemlidir. Top tutucu, fırlatanın attığı her topu tutmak ve fırlatıcıya her seferinde topu atması gereken noktayı gizli işaretlerle göstermek durumundadır.

Atıcı, çok hızlı toplar atabildiği gibi, havada yön değiştiren atış stillerini de uygulayabilmelidir. Kalelerin çevresine dört hakem yerleştirilmiştir. Başhakem vuruşları denetleyebilmek için yakalayıcının arkasında durur ve koşucunun kaleye toptan önce ya da toptan sonra geldiğine karar verir. Ayrıca her oyun için takımların sayılarını yazmakla görevlendirilen bir sayı hakemi vardır.

OYUNUN TARİHİ

Beyzbolun kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, 18. yüzyılda oynanan "rounders" adlı bir İngiliz oyunundan geliştirildiği sanılıyor. Beyzbolun kriket oyunundan kaynaklanmış olabileceğini ileri sürenler de vardır.

ABD'de 1846'da New Jersey'de yapılan beyzbol maçı, örgütlü beyzbolun ilk müsabakası kabul edilir. Beyzbol zamanla yaygınlaştı ve profesyonel olarak oynanmaya başladı. 1871'de Ulusal Profesyonel Beyzbol Oyuncuları Birliği kuruldu. Bu birlik, 1876'da Profesyonel Beyzbol Kulüpleri Ulusal Ligi adını aldı. 1901'de de Amerikan Ligi kuruldu ve bu iki ligin şampiyonları, ilk kez 1903'te karşılaştı. 1905'ten bu yana her yıl iki ligin şampiyonları Dünya Serileri maçında karşılaşır ve beyzbol sezonu böylece sona erer.

Uluslararası Beyzbol Federasyonun kuruluşu 1938 yılına dayanmaktadır.

Beyzbol uluslararası alanda ilk defa 1904 Saint Louis Olimpiyatları'nda gösteri sporu olarak yer almış ve bu 1912 Stockhom Olimpiyatları'nda tekrarlanmıştır.

İlk Dünya Kupası ise 1938'de Londra'da düzenlenmiştir. 1953'te ise Avrupa ve Asya Beyzbol Federasyonları kurulmuştur.

Olimpiyatlara ilk resmi girişi ise 1992 Barcelona Olimpiyatları olmuştur.

TÜRKİYE'DE BEYZBOL

Türkiye'de beyzbol Türkiye Şampiyonaları düzenlenerek devam etmektedir.

Olimpik spor branşları olmaları dolayısıyla Türkiye'de Beyzbol ve Softbol Federasyonları ayrı ayrı 16 Mayıs 2001'de Merkez Danışma Kurulunun kararıyla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde kuruldu. Daha sonra her iki federasyon tek bir federasyon haline getirilerek Beyzbol ve Softbol Federasyonu adı altında 1 Mart 2002 tarihinden itibaren resmen faaliyete geçti.

Beyzbol ve softbol arasındaki esas fark, olimpik anlamda beyzbolun erkek, softbolun kadınlar arasında oynanmasıdır. Olimpiyat dışında softbolu oynayan erkekler de var.

TÜRKİYE'DE LİSANSLI SPORCU SAYISI ARTIYOR

Türkiye Beyzbol, Softbol, Korumalı Futbol ve Ragbi Federasyonu Başkanı Şahin Kömürcü, "Lisanslı sporcu sayımız her geçen gün artmaktadır. Şu anda tüm branşlarda 6 binin üzerinde lisanslı sporcumuz var." dedi.

Kömürcü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, federasyon başkanlığına seçildiği 2008 yılında Türkiye'de iki tane beyzbol takımı olduğunu belirterek, şu anda ise 50'ye yakın takımlarının bulunduğunu söyledi.

Beyzbola olan ilginin her geçen gün daha da arttığını dile getiren federasyon başkanı Kömürcü, "İlginin arttığı yerde başarı geliyor. Başarının geldiği yerde de daha çok kulüpleşme olacak. Lisanslı sporcu sayımız her geçen gün artmaktadır. Şu anda tüm branşlarda 6 binin üzerinde lisanslı sporcumuz var." diye konuştu.

Kömürcü, beyzbolun çok keyifli bir spor olduğunu belirterek, içerisinde ekip ve takım ruhu bulunduğunu ifade etti.

2020 OLİMPİYATLARI'NDA YER ALABİLİR

2011 yılında Güneydoğu Avrupa Beyzbol Federasyonu Başkanı seçildikten sonra Balkan Şampiyonalarına katıldıklarını dile getiren Şahin Kömürcü, ilk katıldıkları şampiyonada üçüncü, sonraki sene ise şampiyon olduklarını belirtti.

Kömürcü, son üç senedir bütçesizlikten dolayı bu şampiyonalara katılamadıklarını dile getirerek, bu yıl Sırbistan'da yapılacak Balkan Şampiyonası'na bütçe imkanları doğrultusunda ya da sponsor desteğiyle kesinlikle katılacaklarını anlattı. Bulgaristan'da yapılacak Avrupa Şampiyonası'nda da yer alacaklarını ifade eden Kömürcü, "Bundan sonra da milli takımı her halükarda Avrupa Şampiyonası'na göndermek zorunda kalacağız. Çünkü beyzbol ve softbol, 2020 Tokyo Yaz Olimpiyat Oyunları'nda muhtemelen olimpik branş olacak. Japonların milli sporu olduğu için onların baskısı sonucu 2020 Olimpiyatları'nda gösteri sporu olarak düşünülen beyzbolun ana spor olarak gireceğinden eminiz." şeklinde görüşlerini aktardı.

BÜTÇE OLURSA LİG DE OLACAK

Kömürcü, beyzbolda Türkiye Şampiyonaları ile bölgesel özel turnuvalar düzenlediklerini belirterek, lig kurmanın bütçe ile doğru orantılı olduğunu vurguladı.

Teknik kurulun lig kurmak için gerekli çalışmayı tamamlandığını belirten Kömürcü, "Bütçemiz yeterli olduğu takdirde lig kuracak düzeydeyiz." diye konuştu.

Okul sporlarına girmek için çalışmalarının devam ettiğinin vurgulayan Kömürcü, bu durumda beyzbolun okullarda da çok sevileceğini düşündüğünü kaydetti.

Beyzbolu Anadolu'da oynanan "Çelik Çomak" oyununa benzettiğini belirten Kömürcü, "Çocukluğumda çelik çomak oynardım, çok da keyif alırdım. Beyzbol da öyle. O topa vurabilmenin, hızla koşup kaleyi alabilmeniz bunların hepsi çok keyifli. Çevik olmalısınız, güçlü olmalısınız. İyi bir atıcı olmanız lazım. Her bir kalenin farklı özellikleri olduğu için bu da insanları çekiyor, cazip kılıyor." ifadelerini kullandı.

ŞIRNAK'TAKİ BEYZBOL: "GOHŞEKİ"

Şahin Kömürcü, Şırnak il temsilcileri ile yaptıkları bir sohbette, bu ilde çok eskiden beri oynanan ve beyzbola çok benzeyen "Gohşeki" isimli bir oyundan haberdar olduklarını dile getirerek, bu nedenle "Beyzbolun ana vatanı Şırnak ve Türkiye" diye düşünenlerin olduğunu anlattı.

Oyunun mübadele yıllarında yurt dışına çıktığını, adını değiştirerek Türkiye'ye döndüğünün düşünüldüğünü dile getiren Kömürcü, "Biz de bunu inceleyecektik ama ne vaktimiz ne de insan kaynağımız buna yetti." dedi.