Spor yazarları, Beşiktaş - Osmanlıspor maçını değerlendirdi

Spor Toto Süper Lig'de 28. hafta Beşiktaş - Bursaspor karşılaşmasına sahne oldu. Siyah beyazlı ekibin yeni stadı Vodafone Arena'da oynadığı ilk maçtan 3-2 galip ayrılması gündemin bir numaralı maddesi oldu.
Spor yazarları, Beşiktaş - Osmanlıspor maçını değerlendirdi
Spor Toto Süper Lig'de 28. hafta Beşiktaş - Bursaspor karşılaşmasına sahne oldu. Siyah beyazlı ekibin yeni stadı Vodafone Arena'da oynadığı ilk maçtan 3-2 galip ayrılması gündemin bir numaralı maddesi oldu.

Beşiktaş'ın şampiyonluk yolunda kritik bir virajı daha kayıpsız geçmesinin ardından önde gelen spor yazarları, Vodafone Arena'daki maçı ve siyah beyazlı takımın şampiyonluk şansını değerlendirdi.

İŞTE O KÖŞE YAZILARI;

RIDVAN DİLMEN:

ridvan-dilmen_04.10.20151

Öncelikle stat hayırlı olsun, hem Beşiktaş hem de Türk futbolu için... Oyunun 60-65 dakikası iyi top oynayan Beşiktaş'ta skorun ve şampiyonluk baskısının etkisini gördük. Bu haftaya kadar bakalım, ben şu maça kadar iki bekini de çıkarıp değiştiren takım hatırlamıyorum. Beşiktaş'ın hücum oyuncularının kalitesi Fenerbahçe'den daha iyi, Fenerbahçe ise savunma oyuncuları bakımından Beşiktaş'tan daha iyi. Ne var ki Sosa son bölümde kilidi çözecek pası Oğuzhan'a vermedi. Hem de gördüğü halde vermedi. Kalitesi 60 dakika yüksek, kalan 34 dakika heyecanlı olsa da kalitesi düşen bir maç izledik.

Beşiktaş'ın ideal savunmasında Marcelo'nun yanında Alexis olur. İsmail'i biraz sürantrene gördüm, yorgun gibiydi. Eğer Hami Mandıralı falan değilsen 30 metreden vuran oyuncuya ben gol atsa bile, "Sevinç için bana gelme" derim. Çünkü bundan sonra 30 tane daha vurursun, takımı yakarsın. İsmail'in şutu da öyleydi. İsmail'i bence 10 dakika daha erken bile alabilirdi hoca. Derbinin skorunu yarın öğrenmiş olacağız. Fenerbahçe, şampiyon olmak istiyorsa yüzde 100 kazanmalı. Başka şansı yok. Beşiktaş yüzde 80'leri görür bu maç başka skorlarla biterse...

Fenerbahçe, Beşiktaş ile arasındaki maçı kazanmış olmasına rağmen 3 puan geride kalmış durumda. Puan farkı yarın 6'da kalırsa Fenerbahçeli oyuncular da havluyu atarlar. Şampiyonluk yarışından kopma psikolojisi tamamen yerleşir. Bu Beşiktaş'ın puan kaybı yapmayacağı anlamına gelmez ama esas Fenerbahçe kaybetmeye başlar. Yarış kopar. Kazanırsan Sivasspor, Akhisar deplasmanları var diye hesaplara girersin, motive olursun.

MEHMET DEMİRKOL:

kralspor8883-658x370

Korkunç bir atmosfer. Hakemlerin standart düdükle maç yönetmeleri hiç kolay olamayacak Vodafone Arena'da. Çünkü duyulmuyor. Tolga'nın 7-8 metre önündeki baraja sesini duyuramadığı bir uğultu. Kolay değil.

Beşiktaş bu avantaja uygun bir oyunla başladı. Ön alanda baskıyla. Bursaspor bununla hiç mücadele etmeye girişmedi. Uzun topla oynadılar. Harun ya da Sivok. Mutlak uzun vurdu. Pasla çıkmayı denemediler bile. Bu, Beşiktaş'ın muhtemelen beklediği bir şeydi. Ancak istedikleri bu değildi. Her ne kadar Necid karşısında Marcelo hemen bütün hava toplarını almış olsa da, oyunu kurmak için Oğuzhan ve Sosa'nın geriye gelmek zorunda kalması, baskılı oyunu ve akın sürekliliğini etkiledi. 21'de Sosa'nın çok iyi ara pasına Gomez'in koşusu, çalımı ve vuruşu yüksek standarttı. Açılışa yaraşır bir gösteri. Bursa'yı tek ayak üzerinde, yerleşmeden yakaladılar. Zaten mevcut bek performanslarıyla başka bir boşluk bulma yöntemi de yoktu. Bursa savunmaya yerleştiğinde salt merkezden delmek olası değildi. Çünkü savunmayı enine genişletemiyordu Beşiktaş. Gol dışında sadece duran toplarla etkili olabilmişlerdi. Tüm baskıya rağmen... duvara tosladılar.

ALİ ECE:

ali-ece-roportaji

Geçen haftaki fiyaskoya göre en büyük fark sadece ilk 11'de 4 değişiklik olması değildi. Asıl belirleyici fark, yeni stat Vodafone Arena ve taraftarın yarattığı özlenen atmosferdi. Kasımpaşa yenilgisindeki uyku modundaki maç başlangıcının tersine oyuncuların taraftardan aldığı coşkuyu taraftara geri vermeye çalışarak ekstra coşkulu başladığına şahit olduk. Taraftarın bu tarihi geri dönüşü, en fazla ustaları pozitif etkiledi.

Beşiktaş'ın iki büyük ustasından Sosa, bizzat başlattığı seri pas trafiğini savunma arkasına koşu yapan Mario Gomez'e klasik ara paslarından birini verdi. Gomez daha önceki iki maçtan farklı olarak bu kez aldığı topu çok daha sağlam sürdü. Alman gol ustası, golü atmaya o kadar kararlıydı ki karşı karşıya pozisyonların en iyi yerli kalecilerinden Harun'a attığı çalımda, ona adeta antrenman sahasındaki trafik konisi muamelesi yaptı. Golün asisti Sosa'dan ama asistin asisti yine hızlı seri pasların kolektif başarısından geldi.

Ancak bu yeni stat atmosferi, ustaları ne kadar iyi etkiledi ise hücum hattıyla karşılaştırınca halen çırak kalan savunma hattını da o kadar kötü etkiledi. Bursaspor çok sade ama efektif hücum aksiyonları sonucu hemen beraberlik golünü bulurken Beşiktaş savunması tribünde keyif çayı içiyormuyçasına pozisyonu izledi. Hücumda iştah, coşku futbolun olmazsa olmazlarından. Ancak Beşiktaşlı oyuncular yenilen 2. golde de gördüğümüz gibi aynı iştah ve coşkunun yarısını bile savunmada sergilemediği için işleri zorlaştırıyor. İlk yarıda Beşiktaş topa %65 oranda sahip oldu. Lakin isterse %80 oranda sahip olsun, eğer top rakipteyken maça top sende olduğunun çeyreği kadar bile konsantre olmazsan, en önemli istatistik olan gol sayılarında üstünlük kurarken zorlanırsın.

Bu hücum-savunma çelişkisi tabii ki oyuncu malzemesiyle ilintili. İkinci yarıda da gördüğümüz gibi Beşiktaş'ın ofansif malzemesi tadından yenmiyor. Ancak defansif malzemenin kalitesi mutlaka artmalı, arttırılmalı.

Vodafone Arena tekrar hayırlı olsun. Ancak sezon sonunda Beşiktaş kaçıncı olursa olsun mutlaka Ansaldi gibi dominant bir bek oyuncusu, N'Koulou gibi üst seviye bir lider stoper alıp daha sağlam bir savunmanın temellerini atmalı.

METİN TEKİN:

metin-tekin_3K6Y1

Ligde kalan son 6 maçta Beşiktaş'ın bir şekilde bu savunma zaaflarına çözüm bulması şart. Maçın yorumuna başlarken stada övgüler yağdırmadan olmaz. Gerçekten görkemli bir stadyum, muhteşem bir futbol atmosferi... Yalnız o kadar güzel bir zemin var ki her iki takım için de futbol oynama keyfi üst düzeydeydi dün akşam. Benim hissettiklerime gelince de yıllar sonra ilk defa tekrar futbolcu olmak istedim... İlk 60-65 dakikalık bölüm Beşiktaş'ın istediği gibi oynandı. Kartal'ın oyun kurgusundaki iki etkili isim Oğuzhan ve özellikle Sosa'nın performansı bu işin anahtarıydı.

Finalleri ise Gomez yaptı. Fakat oyun 3-1'e geldikten sonra tribünün ve o temponun havasına girmeyi anlayabiliyorum ama özellikle böyle maçlarda skoru koruma altına alıp oyunu tutmanız gerekir. Beşiktaş'ın bu bölümde yaptığı veya yapamadığı şey buydu... Hatalarla gelen ikinci gol Beşiktaş'ı mecburen savunan bir takım kimliğine bürünürdü. Maça başlarken yine değişken bir savunma vardı. Sağ bekte Serdar, solda İsmail, stoper olarak ise Delgado tercih edildi. Benim hep söylediğim bir şey vardır savunma kurgusuyla özellikle oyunun son bölümlerinde oynanmaz. Ne var ki maç boyu Serdar ve İsmail çok aksadı. Şenol hoca bu değişliklerde mecbur kaldı ve işin doğrusu da buydu.

Fenerbahçe'nin Konya'dan puansız döndüğü haftada 3-2'lik sonuç Beşiktaş için önemlidir. Bu kritik haftada bir maç fazlasıyla farkı 6 puana çıkarmak hem Beşiktaş'ı rahatlattı hem de önümüzdeki haftalardaki oyunda sakin kalabilmek açısından önemli bir güven oluşturdu. Ama kalan son 6 maçta Beşiktaş'ın bir şekilde bu savunma zaaflarına çözüm bulması şart.

UĞUR MELEKE:

Screenshot_1

Daha önce bir kez, 2007 Ekim'inde bir tribünün bir takımı yendiğine şahit olmuştum: O gün İnönü'de Liverpool'u Beşiktaşlı futbolcular değil tribünler yenmişti adeta. 9 yıl sonra dün ikinci kez şahit oldum bir takımın bir tribüne yenildiğine! Bu tribün, bu sezon 6 puan daha kazandırır Beşiktaş'a. Dün Vodafone Arena'da 22 futbolcu değil, 42 bin 22 kişi oynadı adeta! Beşiktaş Kulübü sadece bir stat değil, bir ruh inşa etmiş Dolmabahçe'ye. Taraftarın oyuna
girebildiği yaşayan bir bina yapmış. Dün de Bursa'yı Beşiktaşlı futbolcular değil, tribünler yendi zaten.

Doğrusu ben stat açılışı için Nisan'ın seçilmesine şüpheyle bakanlardandım, içeride sadece 3 maç kalmışken yeni sezonda da dört başı mamur bir açılış olabilirdi diye düşünmedim değil. Ama Beşiktaş'ın dünkü bütünleşmesini görünce, bu stadın sadece 3 maç için değil, kalan 6 müsabakanın tamamı için bir sinerji yaratacağını hissettim.
Tribünü, teknik ekibi ve futbolcusu bu yıl birlikte oynayacak artık Beşiktaş'ın. Öyle bir sinerji vardı sahada 11 Nisan itibariyle.

Tabii ki bu sinerjiye bireysel performansı artan oyuncuları da eklemek gerek: Hücumda Beşiktaş, Avrupa'da çok az takımın başarabildiği telepatik bir uyuma sahip. Sosa, Oğuzhan, Quaresma, Gomez ve Olcay, birbirlerini görmüyor, hissediyorlar adeta. Eğer Lizbon'da Tolga o kadar kötü bir gününde olup maçı hediye etmese ve bu Beşiktaş bir-iki şanslı kura ile Nisan'ı görebilse bu sinerjinin Avrupa Ligi'nde de iş yapabileceğine inanıyordum ben. Tabii ki Beşiktaş kusursuz değil. Büyük bir kusuru var hatta: Beşiktaş'ın bu maçla birlikte pol pozisyona geçtiği şampiyonluk yarışında yaşayabileceği tek büyük sorun, neredeyse savunmasız futbol oynuyor oluşu! Dün sahaya çıkan savunma dörtlüsünün (ilk kez 11'de çıkan Serdar'ı da katarsak) üçü yeni transfer gibi. Beşiktaş sadece Ersan'ı değil bütün bir savunmayı Çin'e göndermiş sanki! Ersan çok büyük bir futbolcu, eşsiz bir stoper olduğundan değil; Rhodolfo'nun sakatlığı da eklenince ortada alışılmış hiç bir şey kalmadığından. Beşiktaş savunması sadece birbirini ismen tanıyor şu anda neredeyse. Ve özellikle merkezden gelen hücumlarda çaresiz kalıyor.

Hem Alexis hem de Marcelo, hücuma gitmeyi, topla oynamayı ve uzun paslar atmayı çok seviyorlar. Almanya futbolu uzmanı meslektaşım Orhan Uluca, Marcelo transfer olduğunda yazmıştı, Bundesliga'nın en fazla uzun pas deneyen stoperini aldı Beşiktaş. Ama defansif özellikleri itibariyle Ocak'ta sıfırdan bir savunma kurabilecek isimler değil bunlar maalesef. Dün de Necid, küçük bir sihirle golü rahatlıkla yarattı zaten. Stoch'un golünde de merkez darmadağın. Beşiktaş bu sezonu bu savunmayla şampiyon bitirirse o kupanın iki kulpunu Atiba eve götürebilir sanırım!

ERMAN TOROĞLU:

s-120aea16884ca9fc965d8c9b09cf71bd5c105698

Beşiktaş-Bursa maçları yıllardır her şeye gebe olan maçlardır. Ya tuhaf tuhaf goller olur ya büyük hakem hataları olur ya da kırmızı kartlar olur. Yine öyle oldu.

Aslında olaylar çıkmadan maç bitebilirdi. Ama hakem Barış Şimşek maçın tansiyonu yükseldiği zaman o tansiyonu düşürecek kapasitede ve kabiliyette değildi. Diyeceksiniz ki "Hakem çok büyük hatalar yaptı mı?" Bence yapmadı. Penaltıyı tartışıyorlar.
Ama hakem pozisyona çok yakın ve Sosa'nın sol kaval kemiğine bir darbe var. Hakem uzak olsa bu pozisyonu kaçırabilir. Çok yakındı ve 'cart' diye düdüğü çaldı. 75'ten sonra iki takım futbolcuları birbirlerini kollamaya başladılar. Kontak noktaları sık sık olurken hakem en tehlikeli işi yaptı: Avantaj uygulaması... Tamam iyi hakem avantaj uygulayan hakemdir. Ama pozisyonun devamında hiçbir şey olmayacak.

Ama şu bir gerçek Fenerbahçe yıllar önce stadını bitirdi. Seyirci baskısını yıllarca yaptı, çok da fayda sağladı. Bunu Galatasaray da son yıllarda yaptı. Şimdi de Beşiktaş yapacak, bu artık belli. İşte onun için buraya gönderilecek hakemlerin hem cesaretli hem de akıllı olmaları gerek. Beşiktaş maçı 3-1 yapıyor. Taraftarlar başlıyorlar şov yapmaya, gösteri yapmaya. Ama Beşiktaş için 2 farklı öne geçmek hiçbir zaman garanti değil. Çünkü fark 1'e inince Beşiktaş'ta inanılmaz bir panik başlıyor. Güneş ile Pereira'yı anlayamıyorum.

Birisi iyi oynayan Volkan Şen'i devamlı oyundan alıyor diğeri devamlı kötü oynayan Olcay'ı sahaya sürüyor. Herhalde Şenol Güneş'in manevi oğlu. Top yapacak, top oynayacak, rakibi sinirlendirecek adam yanında oturuyor: Kerim Frei... Bu sefer panik başlıyor. Ne kadar defans varsa hepsini oyuna sürüyor Güneş. Ama fazla defans oyuncusu oynatmakla iyi defans yapılmıyor. Ya topu kendi kalenden uzakta oynayacaksın, o zaman sana top yapacak adam lazım ya da ilerideki adamların iyi pres yapacak.

Bursaspor, Hamza Hamzaoğlu geldikten sonra mesafe kat etti, maçı bırakmıyorlar. Ama Hamza'nın da şunu unutmaması lazım, hakem hatalı karar verebilir. Sen geminin kaptanısın, atılmayacaksın. Bu tarz atılırsan teknik direktörlüğün çabuk biter. Dün şunu gördük: Öyle bu lig 1-2 maçla biter havasında kimse olmasın. Her an her şey olabilir.

AHMET ÇAKAR:

260820131511110437482-658x370

Beşiktaş lehine verdiği penaltı bir hibrit penaltı. Penaltıyla uzaktan yakından alakası yok. Sosa hibrit çime takılıyor ve kendini yere bırakıyor

Türk futbolunun kabusu MHK, futbola zarar vermeye, tam gaz devam ediyor... Barış Şimşek, iki ay önce FIFA listesinden atılmıştı... Sezonun ilk yarısındaki Fenerbahçe- Bursaspor maçındaki kötü yönetimi onun FIFA listesinden çıkartılmasına neden olmuştu. Üstelik aynı Barış Şimşek, Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Cüneyt Çakır'ın çizgi hakemi... Şampiyonada tüm çizgi hakemleri FIFA listesindeyken Barış Şimşek cezalandırılmış ama Fransa'da görev yapacak.

Gelelim dün geceki maça; Vodafone Arena'daki ilk karşılaşma ve şampiyonluğu ilgilendiren çok önemli bir mücadele... Belli ki maçta büyük bir çekişme olacak, sert geçecek ve hakeme büyük iş düşecek. Ama MHK, ne hikmetse maçta kötü bir performans silsilesi sonrası FIFA'dan diskalifiye ettiği Barış'ı görevlendiriyor. Beşiktaş lehine verdiği penaltı bir hibrit penaltı. Penaltıyla uzaktan yakından alakası yok. Sosa hibrit çime takılıyor ve kendini yere bırakıyor. Son 10 dakika maç 3-2'ydi ve Bursa oyun hakimiyetini eline geçirmişti ama maalesef hakem Beşiktaş'ın 12. oyuncusu gibi sürekli Bursa aleyhine düdükler çaldı. Hele hele oyun bitmeden bir dakika önce Quaresma'nın rakibin böğrüne soktuğu ayak var ki kart verse en az sarı olacak ve ikinci sarıdan kırmızı ile oyun dışı kalacaktı. Ama Quaresma, kırmızı kartı ancak maç bittikten sonra gördü.

Teknik direktörler en az hakemler kadar hakemliği bilirler... Bursa'nın hocası Hamza Hamzaoğlu, son 15 dakikadaki rezilliği gördü. Hakemin Beşiktaş'ın 12. oyuncusu gibi mücadele ettiğini fark etti ve oyundan atıldı.

Soracak çok soru var... Bir kaç hafta önce Fikret Orman, Riva'ya niye gidip bakışlarıyla hakemlere gözdağı verdi? Beşiktaşlı Hüsnü Güreli, Serdar Çakır'a niye "Görevinden istifa et" dedi? Kuddusi Müftüoğlu ve arkadaşları Orman'ın bu tavırlarına niye reaksiyon göstermediler? Serdar Çakır atamalara müdahale etmediği halde niye gönderilmesini istediler? Hoş değil... Yakışmıyor. Bildiğim çok fazla şey var ama hukuk devletinde yaşıyoruz.