Fenerbahçe - Galatasaray kupa finalini spor yazarları değerlendirdi

Ziraat Türkiye Kupası finalinde Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 1-0 mağlup ederek kupaya uzanmasının ardından spor yazarlarının görüşlerini sizler için derledik.
Fenerbahçe - Galatasaray kupa finalini spor yazarları değerlendirdi
Ziraat Türkiye Kupası finalinde Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 1-0 mağlup ederek kupaya uzanmasının ardından spor yazarlarının görüşlerini sizler için derledik.

İşte Türkiye'nin usta kalemlerinin bugünkü köşe yazıları;

kralspor8883-658x370-1

MEHMET DEMİKOL

İlk yarı boyunca Van Persie'nin ayağına doğru düzgün top değmedi. Bunu sağlayan Emre'nin, Selçuk'un yanındaki iyi oyununa Sneijder'in de dahil olmasıyla Galatasaray'ın topa sahip oluşu. Ligin aksine bunu başardılar. Ligde oynanan son maçta Fenerbahçe, orta sahayı pas geçen bir oyunla direkt, uzun toplarla rakip kaleye gitmişti. Dönenleri topladılar. Alamadıklarında rakip Donk'la paslı çıkamayınca Fenerbahçe baskı yarattı. Bir çok net pozisyon buldu.

Acemice ve aceleyle

Bu kez böyle olmadı. 2 sebeple. Fenerbahçe'de oyuncuların çoğu Başakşehir maçından sonra kontağı kapatmış. Bu durum ikinci yarıda top onlara geçtiğinde rakip alana yerleştiklerinde bile atlatılamadı. Çok acemice ve aceleyle bitirdiler akınları. Müthiş bir hamlık vardı. Ligdeki kısır dönemlerin de ötesinde. Yani hem bir hücum planı olmadan bireysel beceriye dayalı bir oyununuz varsa... Ve hem de bireyler kontağı maç içinde açmaya uğraşıyorsanız, iş çok zorlaşıyor.

Tek pozisyon verdiler

Galatasaray'da ise durum bunun tam tersiydi. Hatta fazla konsantrasyondan enerjilerini biraz hesapsız kullandılar. Ancak ikinci yarıda oyun Fenerbahçe'ye geçtiğinde dahi yapısal bir sorun yaşamadılar. Ancak Sneijder-Chedjou değişikliği çıkmalarını engelledi. Baskı yediler ama Ba'nın kornerden gelen kafasının direğe vurması dışında pozisyon vermediler.

Screenshot_1-1-555x370

UĞUR MELEKE

İki perdeli bir maç izledik Antalya'da. İlk yarıda Galatasaray yüzde 56 topla oynadı, 9 şut attı, kurduğu mutlak hakimiyetin karşılığını da Podolski'nin golüyle aldı. 15'te Podolski'nin şutuyla sonuçlanan frikik organizasyonu ve 30'da gelen çalışılmış korner golü, Galatasaray'a maçı kazandıran konsantrasyon ve isteğin net göstergeleriydi zaten.

İkinci devrede senaryo değişti: Riekerink'in çekingenliği arttı, Sneijder-Sinan yerine Chedjou-Sabri girişiyle Galatasaray tamamen durdu. 45 dakika boyunca oyunun tek hakimi olan Fenerbahçe'ydi, ama yemek için çabalayan Galatasaray'a gol atacak enerjileri yoktu sanki. Sarı lacivertliler için esas
tehlike de bu galiba.

75'te OPTA'dan pas istatistiklerini rica ettim, rakamlar tahmin ettiğim gibiydi: Maç boyunca Nani-Alper arasındaki isabetli pas sayısı 1. Nani-Van Persie arasında da öyle. Alper'le Van Persie'nin maç boyunca birbirlerine tek bir isabetli pasları yok, Volkan'la Alper arasında da pas sayısı sıfır.Galatasaray bağlı, Fenerbahçe kopuk. Kupanın anahtarı da buydu zaten.

Maça bağlı olan, kupaya bağlı olan, birbirlerine bağlı olan Galatasaray kazandı. Sezondan kopan, oyundan kopan, birbirlerinden kopan Fenerbahçe kaybetti. Caner kadro dışı. Gökhan manasızca kulübede. Alper ruhen sahada yok. Gelecek sezonu kurtarmak istiyorsa öncelikle kopan bağları tamir etmeli sanki.

1 FENERBAHÇELİ'YE 3 GALATASARAYLI

G.SARAY'ın bütün olarak Fenerbahçe'den istekli oluşu maçın anahtarlarından. İsteği gösteren bir kareyse maçın özeti gibiydi: 43'te Volkan sol açıkta duraksadı ve önünde 3 G.Saraylı'yı buldu: Semih, Emre, Sinan. Maçı da bu arzu farkı çözdü.

SİNAN GÜMÜŞ FRANSA'YA GİTMELİ

TÜRK futbolunun bu yıl çıkardığı en önemli yıldız. 22 yaş İngiltere'de-Almanya'da çok genç kabul edilmez ama Türkiye'de sorumluluk almak için çok erken sayıyoruz genelde. Sinan'sa bir Avrupalı yaşıtı gibi hem enerjik, hem de yeterince olgunlaşmış. Dün doğal yeteneğini iki ayrı pozisyonda gösterdi yine: İlk çeyrekte serseri gelen bir topu sağ açıkta önüne alışı klâs göstergesi. Yarım saat biterken de seken topa vurduğu doğru bir vole var. O topları Yasin, Volkan gibi milli futbolcularımız genelde 5 metre uzaklarına stop edebiliyorlar! Onlar milli takımdayken Sinan nasıl yok, anlayamıyorum doğrusu.

GÖKHAN KULÜBEDE
Düzgün bir sporcu. Mutsuz olmadığını göstermek için çok uğraştı. Ama takımının onun liderliğini ve ruhunu aradığını düşünüyorum.

MAÇIN HAKEMİ
Şener-Carole, Selçuk-Volkan gibi birkaç pozisyonda faul hatası var. Ama bir derbinin daha üstesinden iyi geldi bence. En büyük avantajı, oyunculara verdiği güven.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

JAN OLDE RIEKERINK

- Yaptığı en doğru rötuş, orta sahada 3 yetenekliyi bir arada oynatabilmesi.
- Ama ikinci devrede bir kez daha çekingen değişikliklerle oyunu rakibine verdi.

VITOR PEREIRA

- Not almasına saygı duyuyorum. Ama 26 Mayıs, not alma değil eyleme geçme
zamanı.
- Kulübede oyunu değiştirecek adamı yok gibi. Markovic 46'da neden girmez,
anlayamadım.

metin-tekin_3K6Y1

METİN TEKİN

Maça Gökhan Gönül'süz başlamak Pereira adına çok önemli bir teknik adam yanlışıydı

1- Galatasaray kupayı nasıl kazandı?

Biraz oyun özelinden bakarsak, geçen lig maçı ile kıyasla en önemli fark orta sahada Emre Çolak'ın kullanılmasıydı. Oyunun başındaki ilk 25 dakikalık bölüm Galatasaray'ın istediği gibi oynandı. G.Saray'ın istediği neydi? Orta sahada topa hakim olmak ve öne doğru hamleler yapabilmekti. Bunu da Selçuk ve Emre ile yapabildi, Sneijder'in de katkısıyla. Zaten maçın bütününe baktığımızda oyunda üstünlüğü olan taraftı G.Saray. Yavaş yavaş oyunu F.Bahçe'nin dengelediğini ve ikinci yarıda da ele aldığını gördük. Bu sefer de savunan ve direnen bir G.Saray vardı. İlk yarıda 25 dakikalık bölümde oynamaya ve gol atmaya çalışan G.Saray'ın aksine.

Ama burada özellikle kendi yaptıklarının değil Fenerbahçe'nin öndeki beceri eksikliğinin öne çıktığını söylemek lazım.... Dün akşam belki de Fenerbahçe hücum anlamında yapmak istediği hiç bir şeyi başaramayan takımdı.
İkinci yarıda Fenerbahçe niye bu kadar oyunda üstünlüğü ele aldı, tablo niye farklı oldu diye sorarsak; Sneijder'in sakatlanıp çıkmasından sonraki teknik adam tercihi diyebiliriz... Oyuna girenin Chedjou olması sadece oyuncu değişikliği değil tamamen oyunu değiştiren bir fark yarattı. Karşı koymak amacıyla değil topa sahip olmak amacıyla yapılsa, mesela giren Bilal Kısa olsa tablo farklı olabilirdi. Ama mühim olan kupaydı...

2-Fenerbahçe niye kaybetti?

Galatasaray maçı olmasına rağmen istek anlamında coşku anlamında özellikle maç başında durgundu Fenerbahçe... Kaçan şampiyonlukla beraber kafada sezonu bitirmiş bir Fenerbahçe izledim. Evet, daha sonra oyuna girdi, üstünlüğü ele aldı ama yapamadığı şey söylediğimiz gibi becerili işlerdi. Futbolda istediğin kadar baskı kur, tempo yap, topa sahip ol ama beceriniz yoksa önde istediğiniz şeyleri yapamazsınız, skoru değiştirme şansınız olmaz. Dün Fenerbahçe'nin yaşadığı aynen buydu.

3- Pereira'nın oyuncu tercihlerini nasıl yorumluyorsunuz?

"Kupa maçlarında Şener'i oynattım, bu maçta da o oynar" diye bir futbol kriteri olamaz. Şener'in oynama devamlılığının olmadığı çok belli oldu. Bana göre önemli bir ilk 11 hatasıydı Gökhan'sız başlamak maça.

resized_5badc-aeb829easansalbuyuka

ŞANSAL BÜYÜKA

Bu kupa alışkanlığı Galatasaray'ın genlerinde var... Fena halde ıskalanmış koca bir sezonu, gene de kupayla kapatıyorsan helal olsun... Üstelik bu rakibinle oynadığın beşinci kupa finali, beşte beş yapmışsın... Rakibinin daha siftahı yok... Üstelik öyle bir galibiyet, öyle bir kupa ki, adını ne koyarsan koy... İstersen "büyük vurgun" de, istersen "Galatasaray define buldu" de, ne dersen de... Hepsinin karşılığı fazlasıyla var... Öyle ya, Galatasaray bu galibiyetle, berbat geçirdiği bir sezonu bile kupayla kapamayı başardı, rakibine kupayı kazanma şansını gene vermedi ve en önemlisi UEFA hesabının iki yıla çıkmasına izin vermeyip, bir yılla kapadı...

Aslında ilk yarısı mutlak Galatasaray'ın, ikinci yarısı Fenerbahçe'nin olan bir maçtı... Galatasaray ilk yarıdaki iyi oyunun karşılığında bir gol buldu, Fenerbahçe ikinci yarıdaki baskısında pozisyon bulmakta bile zorlandı... Galatasaray'da sezon boyu "dudak bükülen" Hakan Balta, Denayer, Carole neredeyse kusursuz bir maç oynadılar... Fenerbahçe'nin ise sezon finalinde alışılmış geri dörtlüsünün en önemli iki adamı Gökhan ve Alves'siz bir kadroyla çıkması, yönetim hatası mıydı, yoksa hoca hatası mı bilemem...

Aslında sezon sonu yaklaştıkça Galatasaray'ın çıkışa, Fenerbahçe'nin düşüşe geçtiği çok açık görünüyordu... O görüntü kupa finalinde de pek değişmedi... Galatasaray o çıkışının karşılığını alırken, çoğu maçta olduğu gibi ikinci yarıda adeta durdu... Burada da Fenerbahçe'nin koca bir sezon çektiği "gol" sıkıntısı ortaya çıktı... Biraz da sahanın dışına çıkayım... Taraftarların tribünleri eşit sayıda paylaştığı maç oldu mu, görüntüsü de, keyfi de başka oluyor... Ancak o kadar meşale sahaya nasıl giriyor... Nerede özel güvenlik, nerede turnikeler, nerede yasalar, nerede passolig... Hepsi yalan- dolan...

Bir de Antalya stadı muhteşem ama zemin tek kelime ile rezil... Bu stad konusunda okyanusları aşıyoruz, derelerde boğuluyoruz. Galatasaray'da Sneijder'in bir maç oynayıp üç maç yatması doğru mu ? Podolski derseniz, ligde attığı bir düzine gol falan hikaye, kupa finalinde attığı tek gol Galatasaraylılar için bir sezona bedel... Fenerbahçe'de Nani ile Van Persie beni yanıltmadı... Koca bir sezon doğru dürüst ortada yoktular... Aynı istikrarı kupa finalinde de gösterdiler... Gene yoktular... Fenerbahçe bu sezonu sadece bir derbi galibiyetiyle kapattı... Bu da Fenerbahçe'lilerin alışkın olduğu ve çok da kabul edeceği bir durum değil... Galatasaray'a bu kadar hoca geldi gitti, en iyi işi yokluktan takımın başına getirilen Riekerink çıkardı... Pereira'ya bakıyorum, halen not alıyor... Ne notu kardeşim; ortada ne bir başka maç, ne de kupa kaldı... Ne yapacaksın notları, hatıranı mı yazacaksın...

Galatasaray'a tebrikler, gerçekten bu kupa alışkanlığı genlerinde var... Fenerbahçe'nin tarihinin en büyük transfer parasını harcadığı bir sezonda elleri bomboş... Üstelik Fenerbahçe finalleri kaybetmeye, ikincilikleri alışkanlık haline getiriyor gibi...

İyi takımlar, iyi futbol, iyi insanlar kazansın... Benim dileğim budur...

fft226_mf6121453

ÖMER ÜRÜNDÜL

İlk 10 dakikada Galatasaray'ın takım olarak bu maçı daha çok istediği belli oldu... Fenerbahçe'nin birçok saha içi rahatsızlığı vardı. Bu tip zorluk derecesi yüksek maçlarda defans bloğunun kuruluşu çok önemlidir. Bu blokta ciddi maç eksikleri olan Ba ve Şener'in birlikte görev almaları önemli bir handikaptı. Van Persie'nin alışlmış biçimde ayakta duracak hali dahi olmayınca bir kişi eksik oynuyorlardı. Galatasaray ise hırsı ve etkili gelişen ataklarına rağmen işi bitirmesi gereken ilk devrede golü duran toptan bulabildi.

İkinci yarıda Van Persie çıkınca Fernandao tam hazır olmasa da en azından maç Fenerbahçe lehine döndü. Fenerbahçe'nin yoğun baskısı 90'ıncı dakikaya kadar devam etti. Bir tane direkten dönen bir de Muslera'nın kurtardığı top var. Galatasaray geride kalabalık alan savunmasıyla sürekli rakibi karşılama düşüncesindeydi. Bir ara Galatasaray açısından sıkıntı büyümüştü ki teknik direktör Riekerink biraz geç kalmış da olsa yerinde bir hamleyle Sabri'yi oyuna alırken dün çok pasif olan Sinan'ı çıkardı. Bu değişiklik Galatasaray'a iyi geldi.

Savunma ağırlıklı oynayarak maçı istedikleri sonuçla bitirip hem kupayı kazandılar hem de Avrupa cezasını iki sene olmaktan kurtardılar. Galatasaray savunmada iyi oynarken en çok Hakan Balta'yı beğendim. Lukas Podolski de dün iyi bir oyun çıkardı.

Fenerbahçe cephesine sormak istediklerim var; Gökhan Gönül dün niye oynamadı? Üstelik de Şener ne fiziksel ne de zihinsel olarak hazır değilken... Sezon başında güçsüz olup uzun süre sakat olan Markovic'ten medet ummak hangi teknik adam mantığına uyar?..

Sezon başından beri yürüyecek hali dahi olmayan Van Persie için Pereira'ya 'oynatacaksın' talimatı üç kulvarda da takımı hüsrana uğrattı. Kafama takılan çok önemli bir konu daha var. Maç öncesi terör tehlikesi yüzünden üst düzeyde güvenlik önlemleri vardı. Bu önlemler varken stada rekor sayıda meşale nasıl girdi? Anlamak mümkün değil...

s-120aea16884ca9fc965d8c9b09cf71bd5c105698-1

ERMAN TOROĞLU

Lig kupasını Beşiktaş'a veren Pereira, Türkiye Kupası'nı da Galatasaray'a hediye etti. Hayırlı olsun!.. Türkiye Kupası finali iki takımın teknik direktörleri için de önemliydi. Yeni bir başlangıç olabilir, ikisinin de sonu olabilir veya birinin sonu olabilirdi...

Galatasaray ilk yarıda daha etkiliydi. İstediklerinin çoğunu sahaya yansıttı.
Daha çok sol taraftan Sneijder ve Podolski ile Şener'in kanadına hücum ettiler. Fenerbahçe, Şener'i çok yalnız bıraktı. Yardıma gitmediler. Buna karşılık Fenerbahçe, Volkan Şen ile Semih'in tarafına çalıştı. Semih çabuk bir oyuncu değil, süratli de bir oyuncu değil. Karşısındaki Volkan Şen ise tam tersine çok çabuk ve süratli bir oyuncu.

Galatasaray, Semih'i fazla hücuma sokmadı. Herhalde yeni evli olduğu için 'fazla ileri gitme, dönemezsin' demişler. Galatasaray'da iki tane sol ayaklı oyuncu var: Podolski ve Sinan. Bir de Emre Çolak'ı ekleyin. Bu rakip için çok ters! Top çevirmede rakibe ters gelme bir takım için büyük avantajdır.
Sağdan sol ayaklı ortalar defansı inanılmaz rahatsız eder. Pis toplardır. Fenerbahçe'de böyle bir üçlü yok.

Sneijder, Podolski, Emre Çolak ilk yarıda orta sahada sazı ellerine aldılar.
Ama Fenerbahçe'ye bakıyorum, sazı eline alan yok. Saz kenarde duruyor ama eline alan yok. Şahsi birkaç pozisyon ürettiler o kadar. Ama diyeceksin ki orta sahada kim oynuyor? Mehmet Topal var, Josef var. Böyle olunca top Galatasaraylı oyuncuların ayağına daha fazla yakışıyor tabii ki. Bir de kenarda bekleyen Bilal var.

Fenerbahçe'ye bakıyorum bir şey yapması lazım ama yapmıyor. Hiçbir şey yapamıyorsa Galatasaray'ın oyununu çomaklaması lazım. Tekere çomak sok, onu boz. Onu da yapmıyorsun. Sarı-kırmızılılar yakalarsam hızlı gideyim anlayışındaydı. İkinci yarıya başlarken Pereira, Van Persie'yi kenara alıyor. Tamam ama ona top götürebildin mi ki ilk yarıda? Götüremedin! Fernandao'ya da top
götürmezsen o ne yapacak!

Van Persie'yi 2. yarı aradı Galatasaray'da Sneijder'in çıkması dezavantaj oldu. Böyle bir maçta böyle bir isim her zaman avantajdır. Sneijder oyunun kaptanıydı. Alıyordu, veriyordu, terse dönüyordu. Çıkınca Galatasaray o organizeyi kaybetti.

Oyun Fenerbahçe lehine terse döndü. Ama Pereira'nın burada yanlışı ortaya çıktı. Markovic'i oyunu alacağına çift santrfora dönebilirdi. Galatasaray'ın en zayıf yanı defansı. Van Persie ile Fernandao iyi işler de yapıyorlar birlikte. Van Persie'yi çıkarması ayağına kurşun sıkmak gibi bir şey oldu. Pozisyon geliyor ayağına kullanacak adam lazım. Van Persie gibi bir adam lazım ama o yok. Galatasarayın fizik olarak ne olduğu belli. Sen atamazsan bile yıkacaksın. Yıkmak için bir değil iki adam lazım. Sen iki adam varken niye birini çıkarıyorsun?

Lig kupasını Beşiktaş'a veren Pereira, Türkiye Kupası'nı da Galatasaray'a elleriyle hediye etti, hayırlı olsun!..

Durdurması doğru. Podolski'nin golünde Hasan Ali ofsaytı bozuyor. Zamanında çıkamadı. Gol kararı doğru. Gol oldu, sahaya tribünlerden meşale atılıyor. Yapmayın bu işi kardeşim. Yazık günah. Sahaya da günah, insanlara da günah. Muslera ile Ba arasındaki itişme sonrası ortalık karıştı.

Muslera herhalde oyunu ateşlemek için yaptı. Yoksa öyle çok tepki gösterilecek bir durum yok. Hakem bu pozisyonu dışarıdan takip etti, doğru yaptı, aferin. İçine girse oyuncular daha fazlasını yaparlar. Ancak aynı Mete Kalkavan'ın el işaretleri biraz tuhaftı. Önce autu gösterir gibi sonra korneri gösteriyor. Sonra çarşı karışıyor. Net göstermesi lazım. Emre ile Selçuk'un kafa kafaya çarpıştığı pozisyonda oyunu durdurması doğru.

Ki önce pozisyonu oynatıyor. Netice alamayınca durduruyor. Hakemlere söylenen şu; boyun ve kafa darbelerinde durduracaksın. Adam küçük dilini yutabilir, her şey olabilir. 10 saniye önce durdursan hayat kurtarabilirsin.
Nasıl olsa sonra onu oynatacak.

260820131511110437482-658x370-1

AHMET ÇAKAR

Dün geceki kupayla Galatasaray hem prestijini kurtardı hem de Avrupa cezasını tamamlamış oldu.

Dün kupayı bence daha çok isteyen taraf kazandı... Aslında çok isteyen taraf hak etti mi, orası tartışılır... Zira Galatasaray ikinci yarı Sneijder çıktıktan sonra üzüntü verici bir tablo sergiledi. Galatasaray, Sneijder yoksa tipik bir Anadolu takımı gibi oynuyor... Galatasaray oyuna ilk 20 dakika çok iyi başladı. Oyunu kontrol etti, özellikle Şener'in tarafını Yasin'le, Podolski'yle, Sneijder'le çok iyi kullandı ve 31. dakikada da hak ettikleri golü buluverdiler. Bir kornerde Hasan Ali ön direği geç terkedip, ofsaytı bozunca Podolski golü yaptı. Bu golden sonra Fenerbahçe, oyunda dengeyi kurdu. Kontrolü eline aldı ve Galatasaray'ın Sneijder'in sakatlandığı ikinci yarıya kadar başka bir atağı olmadı. Ama ikinci yarı Galatasaray için çok sıkıntılıydı. Duvar tenisi gibi Galatasaray'ın vurduğu tüm toplar, Fenerbahçe'den döndü.

Galatasaray ileride topu tutamadı. Organize olamadılar. Pereira da hem Markovic'i hem de Gökhan'ı sahaya sürüp inanılmaz bir baskı oluşturdu. Ba'nın vurup da direkten dönen top Galatasaray için şans anıydı.

İkinci yarı Fenerbahçe'nin golü bulması lazımdı. Seyreden herkes bu güneşe kar dayanmaz diyordu ki Galatasaray; Sabri'yi, Linnes'i, Chedjou'yu peyder pey sahaya sürüp Fenerbahçe'yi durdurmaya çalıştı. Fenerbahçe için ilk yarıda konsantre olamadılar diyebiliriz. Ama ikinci yarıda pekala maçı çevirebilirlerdi. Van Persie'nin ne kadar manasız bir transfer olduğunu dün gece bir kez daha gördük. İlk yarıda oyunda kaldı ama babası oynasa herhalde daha etkili olurdu. Sonuçta dün geceki kupayla Galatasaray hem prestijini kurtardı hem de Avrupa cezasını tamamlamış oldu. Asıl sıkıntı bundan sonra sanırım Fenerbahçe'de. Her daim ikinci oluyorlar...

Türkiye Ligi'nde ikinci, kupada ikinci, basketbolda ikinci... Bu dakikadan sonra Pereira'yı Fenerbahçe'nin başında tutmak çok zor olacağa benziyor.

METE KALKAVAN İYİ NİYETLİ

Hakem Mete Kalkavan iyi niyetli bir hakem... Oyuncuların hem saygısı hem de sevgisi var. Faul tespitleri de yerinde. Ama bu tür maçlarda öyle gereksiz ufak ufak hatalar yapıyor ki bir an mükemmellikten uzaklaşıyor. Kornerler, taçlar, birkaç faul... O kadar net ki ama Mete yanlış karar veriyor. Adeta okyanusu geçip, derede boğuluyor. Ama her şeye rağmen bu ufak hatalarına karşın başarılı bulduğumu söylemek isterim.