'Eğer Fenerbahçe kaybederse...'

Süper Lig'in ikinci yarısı hafta sonu başlıyor. Sanıyorum kar, kış, uygun olmayan hava koşulları hafta sonu ile birlikte özellikle İstanbul için daha uygun bir duruma gelecek. Ancak İstanbul'un dört şampiyon adayı için ikinci yarının ilk iki haftası ligin havası adına çok daha etkili olacak.
'Eğer Fenerbahçe kaybederse...'
Süper Lig'in ikinci yarısı hafta sonu başlıyor. Sanıyorum kar, kış, uygun olmayan hava koşulları hafta sonu ile birlikte özellikle İstanbul için daha uygun bir duruma gelecek. Ancak İstanbul'un dört şampiyon adayı için ikinci yarının ilk iki haftası ligin havası adına çok daha etkili olacak.
Bu iki haftada alınacak sonuçlara göre, ya zirveyi iyice sis basacak ve göz gözü görmeyecek ya da zirvedeki sis biraz olsun açılacak ve şampiyon adayları önlerini daha iyi görebilecek. Bunları niye söylüyorum; belki de ilk devrenin bir hafta az oynanmasından olacak, ikinci yarıya çok ilginç ve çok da alışkın olmadığımız bir fikstür başlangıcı yapacağız.
Lider Başakşehir bu iki haftanın en dengeli fikstürüne sahip... Kendi sahasında Kayserispor maçı ile başlayacak, bir sonraki hafta Fenerbahçe deplasmanına gidecek. Fenerbahçe maçı, kelimenin tam anlamı ile altı puanlık maç... Başakşehir henüz yenilmez lider... Fenerbahçe'nin zirveye tutunmak adına mutlaka kazanması gereken bir karşılaşma... Bu maçın sonucuna göre aradaki makas ya iyice açılacak ya iyice kapanacak.
Sonuçta liderliği derinden etkileyecek, hatta şampiyonluğu damardan etkileyecek bir-iki maçtan biri, daha 17. haftada Fenerbahçe ile Başakşehirspor arasında oynanacak.
Beşiktaş ile Galatasaray adına da ilginç ve sıkıntılı bir ikinci yarı başlangıcı var. İki takım da ilk iki haftayı deplasmanda geçirecek. Beşiktaş, Osmanlıspor maçı ile başlayacak. Hemen her takımın puan bıraktığı Osmanlıspor... Sonra da Alanya deplasmanına çıkacak. Alanya'nın bir hafta önceyi de kendi sahasında geçireceği düşünülürse, Beşiktaş adına sıkıntılı iki deplasman başlangıcı olacak.
Galatasaray için de aynı sıkıntılar geçerli... İlk iki hafta iki deplasman ve ligin en fazla koşan ve en sert iki takımına karşı... Önce Konya, sonra Karabük... Unutulmasın, Konya maçında Bruma ve Yasin cezalı...
Fikstüre bakıldığında ilk iki haftanın en avantajlı başlangıcını Fenerbahçe yapacak. Kendi sahasında önce Adanaspor, sonra ligin yenilmezi ve lideri Başakşehirspor maçı... Fenerbahçe bu iki maçta 6 puan alabilirse yarışa çok ciddi anlamda ortak olacak. Ama Başakşehir'e kaybederse liderlik ve zirve adeta hayal olacak.
Sonuçta ligde zirveyi müthiş etkileyecek ilk iki hafta bizi bekliyor. Sonuçlara göre zirvedeki sis bulutu dağılabilir ya da aynı zirveye öyle bir sis bulutu çöker ki, bahar aylarında bile göz gözü görmeyebilir.
Birbirimizi yiyip bitireceğimize, şu yarışın tadını çıkartmaya bakalım.
Başakşehir'in disiplini
Başakşehir kabul edelim ki, şampiyonluk yarışında çekiştiği rakiplerine oranla çok daha mütevazi bir bütçeye ve kadroya sahip... Ancak iyi yönetilen bir kulüp, işini bilen bir hoca ve yerine göre transfer yapınca böyle yenilmeden ilk yarıyı lider kapatabiliyorsunuz.
Başakşehir'in ligin ikinci yarısındaki en büyük kozu gene takım disiplini olacak. Başakşehir, Mehmet Batdal'ın yanına keşke iyi bir golcü bulabilseydi. Başakşehir son maçlarda sakatlığı nedeniyle Mahmut'u kullanamadı, Emre bazı maçları tamamlayamadı. Başakşehir orta alanında Mahmut ve Emre kesintisiz oynarsa, Başakşehir'i hem oyun, hem sonuç olarak çok ileriye taşırlar. Bir de 17. haftada deplasmanda oynayacağı Fenerbahçe maçı Başakşehir'i çok etkiler. Yenilmeden dsonraki haftalar için özgüvenine müthiş bir doping yapmış olur.
Fenerbahçe'nin kare ası
Fenerbahçe ilk yarının son haftalarında önemli bir ivme yakaladı. Şunu kabul edelim, geri dörtlünün ortasında Kjaer- Skrtel, hemen önlerinde Mehmet Topal-Souza, bu ligin en sağlam savunma anlayışını temsil ediyorlar. Bu kare as ligin hiçbir takımında yok. Ama Fenerbahçe başlangıçta o kadar geride kaldı ki, Advocaat'ın söylediği gibi “koşuyor, koşuyor gene yakalayamıyor.” Fenerbahçe yarışı sürdürmek ve mutlu sonu yakalamak istiyorsa kendi sahasındaki Başakşehir maçını kazanmak, Beşiktaş ve Galatasaray ile deplasmanda oynayacağı maçları kaybetmemek ve hesapta olmayan takımlara puan vermemek zorunda...
Galatasaray'ın tecrübesi
Galatasaray'ın ligin ilk yarısında etkili futbol oynadığını söyleyemeyiz. Rakiplerini korkutamadı, sindiremedi, baskı altına alamadı. Buna rağmen önemli bir başlangıç ve son derece başarılı bir final yaptı. Dört hafta içinde alınan üç yenilgi olmasa, bugün zirvenin birinci sırasında olabilirdi. Galatasaray etkili oynamasa bile, çok ciddi tecrübeleri bulunan oyunculara sahip... En önemlisi, bazı maçları tek başına kurtaran, hatta üç puanları elleriyle toplayan Muslera gibi bir kaleciye sahip...
Galatasaray buna rağmen yediği gollerin yarısından fazlasını yüksek toplardan, duran toplardan yedi ve özellikle çok ciddi stoper sıkıntısına rağmen bu sorun şimdilik çözülebilmiş değil... Galatasaray şampiyon olmak istiyorsa önce Beşiktaş, sonra Fenerbahçe ile Aslantepe'de oynayacağı iki maçtan 6 puan çıkarmak zorunda...
Pazartesi maçları
Fenerbahçe, pazartesi akşamları çok maç oynağı gerekçesiyle Futbol Federasyonu'na “veryansın” etmişti. Aslında perşembe akşamları UEFA Avrupa Ligi maçı oynayan Fenerbahçe için pazartesi oynamak bir gün daha fazla dinlenmek anlamı taşıyordu. Ama Fenerbahçe bir gün fazla dinlenirken, bu defa seyircisini ve hasılatını kaybetmeye başladı.
İkinci yarı fikstürünün ilk beş haftası açıklanınca gördük ki pazartesi maçlarına bir ayar çekilmiş. İlk üç haftada bu kez Beşiktaş pazartesi akşamları oynayacak. Beşiktaş ilk yarı boyunca Şampiyonlar Ligi maçlarını ya salı, ya çarşamba oynadığı için zaten Pazartesi oynama şansı yoktu. İkinci yarının ilk beş haftasından sonra pazartesi maçları için diğer takımlar da sıraya girecek gibi görünüyor.
Beşiktaş'ın Talisca'sı
Beşiktaş ilk yarıda, geçen yıl ortaya koyduğu hücum ve skor zenginliğini arattı. Ama Talisca'nın takıma katılması ile birlikte, hücum ve skor zenginliğini en az bir vites ileri atacağını düşünüyorum.
Talisca, hem hücumu organize etmek, hem duran topları kullanmak, hem de özellikle yüksek toplarda golle buluşmak adına Beşiktaş'a yeni zenginlikler katacaktır. Aboubakar'ın da ilk yarıdaki kadar etkisiz kalmayacağı düşünülürse, ikinci yarıda daha etkili, daha keyifli bir Beşiktaş izleyeceğiz sanki... Ancak Gaziantep maçındaki penaltı atışı sırasındaki görüntüler, önceki gün Antalyaspor ile yapılan hazırlık maçındaki yansımalar, takımdaşlık duygularında bir hırpalanma, bir aşınma varmış gibi izlenimler yaratıyor.
Fikret Orman haklı...
Antalyaspor Başkanı Ali Şafak Öztürk'ü yıllar öncesinden tanırım. Seçkin bir ailenin evladıdır. Çok iyi bir eğitim aldı. Donanımlıdır, ufku geniştir, vizyonu zengindir, insan ilişkileri iyidir. Buna rağmen Antalyaspor antrenman tesislerinin açılışında Eto'o ile birlikte yaptıkları şov pek uygun kaçmadı. Beşiktaş ile bu kadar pazarlık yapmışken, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ile teknik direktör Şenol Güneş'i o açılışa davetli olarak çağırmışken, bu şov ev sahibinin nezaketi ile pek örtüşmedi. Keşke Eto'o'nun kaldığını bir başka ortamda açıklasalardı. Kötü bir niyet olmasa bile, ortaya iyi bir görüntünün çıkmadığını kabul etmeliyiz.
Çok pahalı mı alındılar?
Beşiktaş'ın yeni transferi Mitroviç ile Galatasaray'ın ara transferde aldığı Rodrigues'i, ”çok pahalı alındılar” eleştirileri var. İddialara göre hem Rodrigues, hem Mitroviç aldıklarının 8'er 10'ar katını alarak ülkemize gelmişler.
Doğru, biz yabancılara çok para veriyoruz. Oysa Yunanistan, Türkiye'den daha büyük ülke değil. PAOK da Galatasaray'dan daha büyük kulüp değil...
Mitroviç'e gelirsek, ne Hırvatistan'ın Türkiye ile, ne de Rijeka'nın Beşiktaş ile mukayesesi yapılabilir. O zaman daha iyi bir ülkeye, daha büyük kulüplere gelen oyunculara biz bu kadar fazla paraları niye veriyoruz?
Doğru, vermeyelim de, o zaman da başka dert... Yeni transferler gelecekler bir bakacaklar, kulübede oturup 2.5 milyon euro kontratı olan var, 3.5'u alan var. Bir sezonda 5 milyon euroyu cebine koyan var. Yerlisi yabancısı fark etmiyor. Bu kontratlara kalıcı ve gerçekçi bir çözüm bulunmadıkça, kulüpler bu konuda ortak çıkarları etrafında buluşmadıkça biz bire on verip daha çok oyuncu alırız.
Trabzon'da iki kritik hafta
Trabzonspor ara transferde takımı yeniliyor. Savunmasını sağlama aldı, iyi ve derin izler bırakarak Trabzonspor'dan ayrılan Medjani geri geldi, Beşiktaşlı Olcay ile Akhisar'ın golcüsü Rodellega bitti bitiyor. Ancak Trabzonspor ile Akhisar kulüplerinin anlaşmasına rağmen Rodellega'nın manejeri kar engeli nedeniyle Türkiye'ye gelemediği için sözleşme imzalanamıyor. Olcay'ın işi de en azından bu haftaya yetişecek gibi görünmüyor. Anlayacağınız Trabzonspor ilk iki maça, yani Bursa ve Kasımpaşa maçlarına arzuladığı, ihtiyaç duyduğu etkili bir forvetten yoksun çıkacağa benziyor.
Mehmet Ekici
Milliyet için yazıyı yazarken, Mehmet Ekici'nin rotası sanki Beşiktaş'a dönmüş gibiydi. Ne olur, kime olur şimdilik bilemiyorum. Bildiğim şu; Mehmet Ekici geldiği ilk yıl harikalar yarattı. Orta alandaki dinamizmi ve yaratıcılığı, gözü kapalı ağlarla buluşturduğu frikik atışları hâlâ akıllarda... Ama Ekici, o ilk sezonun ardından ortada yok. Özellikle Erkan Zengin ile yaşanan o tatsız olaydan sonra Mehmet Ekici'nin ciddi bir çökmeye uğradığını düşünüyorum.
Trabzonspor'un hoyrat iklimi de Mehmet Ekici'nin verimini düşürmüş olabilir. Ekici rotayı İstanbul'a çevirdiyse ki öyle görülüyor, Trabzonspor'da ilk sezon ortaya koyduğu futbol zenginliğini yeniden kazanmak zorunda...
Ukalalık yapma
Haber Hürriyet'ten... MHK seminerinde bir penaltı pozisyonu tartışılırken, MHK üyesi Murat Ilgaz, kürsüden ve herkesin içinde o penaltı kararını veren ve o kararın arkasında duran hakem Süleyman Abay'a “ukalalık yapma” demiş. Hakem kararlarında “sana göre bana göre” oluyor, yorum farkı oluyor. Bunlar elbette tartışılır, görüş farklılıkları olur. Bir görüş ağırlık kazanır, bunların hepsi kabul... Ama MHK seminerinde pozisyon tartışması “Ukalalık yapma” ya kadar gidiyorsa, bu milletin hakem kararlarını tartışmasını, abartmasını yadırgamayın. Hani hoca-cemaat meselesi gibi...
Burası yatak odası mı?
Sabah'ta Taner Karaman'ın araştırmasını okudum. Süper Lig'in 16 haftalık ilk yarısında toplam 4 bin 299 faul yapılmış, bu fauller nedeniyle oyun 1074 dakika durmuş, bir futbolcu ortalama 15 saniye yerde yatmış, bu fauller ve durmalar nedeniyle bir anlamda tam 12 maç oynanmamış.
Bu rakamlarla Avrupa'nın en fazla faul yapılan, en fazla yatılan, maçlarda en fazla ara verilen liglerinden biriyiz. Bu rakamlar yılların çarpıklığını ortaya koyuyor. Hakemler trafik polisi gibi her gelen geçene düdük çalmayacak, futbolcu yalandan yere yatmayacak, seyirci hangisi faul, hangisi değil ayıracak, medya özellikle büyüklere şirin görünmek adına “doğradılar , oynatmadılar” diye manşetleri atıp yorum yapmayacak.
Bunları becerebilir miyiz: Açık olalım, beceremeyiz.
ŞAMPİYON ADAYLARININ İLK İKİ HAFTASI
Medipol Başakşehir: Kayserispor, Fenerbahçe (D)
Beşiktaş: Osmanlıspor (D), Aytemiz Alanyaspor (D)
Galatasaray: Atiker Konyaspor (D), Kardemir Karabükspor (D)
Fenerbahçe: Adanaspor, Medipol Başakşehir
(Skorer)