Barbaros Akkaş, Sporcope.com'a konuştu!

Türkiye Basketbol Federasyonu Sportif Direktörü Barbaros Akkaş, gündeme ilişkin oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Barbaros Akkaş, Sporcope.com'a konuştu!
Türkiye Basketbol Federasyonu Sportif Direktörü Barbaros Akkaş, gündeme ilişkin oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Sporcope.com'a özel bir röportaj veren Barbaros Akkaş, Ergin Ataman'ın milli takımdaki geleceğinden Lasme'nin kanında rastlanan yasaklı maddeye, Aziz Yıldırım'ın milli takım sözlerinden alt yapı projelerine ilişkin birçok konuda çok özel değerlendirmelerde bulundu.

A Milli Futbol takımında yaşanan prim krizine de değinen Barbaros Akkaş, basketbol milli takımında hiçbir zaman prim konusunda sıkıntı yaşanmadığını ve bu konunun gündeme dahi gelmediğini ifade etti.

Röportaj: Barlas ATEŞLİ

- Kadın milli takımımız olimpiyat vizesi almayı başardı. Nasıl bir hazırlık süreci planlıyorsunuz ve olimpiyatlardaki hedefiniz nedir?

"Kadın milli takımımız ilk toplandığında da bunu söylemiştik. İlk olarak Olimpiyat vizesi almayı, devamında gruptan çıkmayı ve nihayetinde de madalya kazanmayı hedefliyorduk. Bu hedefimiz hala geçerli. Çok karakterli ve kazanma konusunda hiçbir zaman geri adım atmayan bir oyuncu topluluğuna sahibiz. Bu da bizim için çok ciddi bir avantaj. Kadın basketbol takımımız son 5 yılda Avrupa Şampiyonası finali, Avrupa üçüncülüğü, Dünya dördüncülüğü ve Olimpiyat beşinciliği gibi dereceler elde etti. Biliyorsun ki, bunlar çok ciddi başarılar. FIBA tarafından açıklanan listede de Dünya sekizincisi konumundayız. Kadın milli takımımızı hedeflediğimiz noktalara ulaştırmak istiyoruz. Fransa ile iki tane hazırlık karşılaşması oynayacağız. Sırbistan'da bir turnuvaya katılacağız. İspanya ile bir turnuvada yer almak istiyoruz ancak bu henüz netlik kazanmadı. Sonrasında ise olimpiyatlara en hazır şekilde gidip, ülkemize madalya getirmeyi arzuluyoruz. İnşallah buradan madalya kazanarak takım sporlarında bir ilki daha başarırız"

- Son yıllarda kadın basketbolunda Avrupa'da bir marka ve ekol olduğumuzu söyleyebiliriz. Peki, Potanın Perileri'nin hak ettiği değeri gördüğünü düşünüyor musunuz? İmza attıkları başarılar sanki biraz arka planda kalıyor...

"Elde edilen başarılara göre değerlendirecek olursak sadece A milli kadın basketbol takımımız değil, futbol dışındaki her branşın geri planda kaldığını düşünüyorum"

clkpbe0xeaandng11

- Oraya da değinmek istiyorum. Kulüpler her dar boğazda, amatör branş olmamasına rağmen basketbol şubelerine bu yakıştırmayı yapıp küçülmeye giderek yeni bir yapılanma içine girmeyi hedefliyor. Bu algıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Evet, aslında amatör değiller. Hepsi profesyonel birer sporcu. Bunların da söylem olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak oyuncularımıza en büyük yatırım yapanlardan biri de kulüplerimiz. Gerçeklere ve konuşulanlara baktığımız zaman çok farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Bakıyorsunuz Fenerbahçe, Final Four'da finale kalıyor. Galatasaray en büyük ikinci kupayı ülkemize getiriyor. Bunlara baktığımızda yatırımların profesyonel anlamda karşılık bulduğu branş olarak basketbol ön plana çıkıyor. Dolayısıyla kulüplerin bütçelerinde küçülmeye gidecekleri yönündeki söylemler çıkıyor ancak ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Türk sporunun son dönemdeki en büyük başarıları ve en ciddi katkıları basketbol ağırlıklı olarak geliyor. Biz bu süreci iyi yönettiğimiz ve denge sağlayabildiğimiz zaman başarılar gelmeye devam edecektir"

"Biz Türkiye Basketbol Federasyonu olarak sporcularımız için ne imkanlar sağlayabiliriz ve bunun beraberinde nasıl bir geri dönüş alırız buna bakıyoruz. İnanılmaz bir jenerasyona sahibiz. Uzun yıllardır elde edilen ciddi başarılar var. Türkiye'de birçok ilke imza attık. İnşallah olimpiyatlarda madalya alarak bir ilki daha gerçekleştirebiliriz. Biz bu başarıları yakaladıktan sonra basında ve kamuoyunda ne kadar yer alacağı artık onların takdirine kalıyor. Biz bunlara bakmıyoruz. Biz yalnızca hedeflerimize bakıyoruz"

"UZUN VADELİ İKİ HEDEFİMİZ VAR"

- Rio elemelerinde A Milli Erkek Basketbol Takımımızdan beklentiler ne seviyede? Nasıl bir hazırlık süreci geçiriliyor. Son olarak Yunanistan karşısında talihsiz bir mağlubiyet aldık...

"Olimpiyat elemelerinin başlama tarihi ile Türkiye Basketbol Ligi'nin sona erme tarihi çakışıyor. Kadın basketbol takımımız bu konuda biraz daha şanslı. Erkeklerde ise bu durumun hem dezavantajı hem de avantajları var. Avantajı şu; ligde yarı final ve final serisi oynayan oyuncularımız, milli takıma performanslarının en üst seviyesinde geliyorlar. Dezavantajı ise oyuncularımız birlikte idman yapmak ve vakit geçirmek için daha az zamana sahip oluyorlar. Bu da fikstür çakışmasının olumsuz yanı. Biz geçtiğimiz hafta Pazartesi günü tam bir takım haline gelebildik. Bir haftalık süreçte Yunanistan ile iki hazırlık maçı oynadık. İlk maç bende de bir hayal kırıklığı yarattı ancak ikinci maç, beni cidden ümitlendirdi. İyi mücadele ettik ancak sonuca baktığınız zaman, iyi mücadele eden takıma değil kazanan takıma olimpiyat vizesi veriyorlar. Dolayısıyla bu iyi mücadeleyi, kazanarak tamamlamak istiyoruz. Biz Filipinler'de dört tane maç yapacağız. Yalnızca bir maç kaybetme lüksümüz var ancak onu da yalnızca Kanada karşısında kullanabiliriz. Planladığımızın dışında bir sonuç olursa bazı şeyler tehlikeye ve riske girecek. Hem Kanada'yı hem de Senegal'i mağlup ettikten sonra çaprazdan Kanada-Fransa maçı önemli. Çünkü, Kanada milli takımı çok önemli bir rakip. Oyuncularının çoğu NBA'de oynuyor ve Amerikan pasaportuna sahipler. Dolayısıyla Kanada çok iyi bir rakip, keza Fransa da öyle. Ama bu takımlar ile şimdiye dek oynadığımız maçta kaybettiğimiz ve kazandığımız anlar da oldu. Orada en hazır, en iyi, en çok mücadele eden taraf mutlu sona ulaşacaktır. Federasyon olarak hedefimiz, dört maçımızı da kazanarak Rio Olimpiyatları'nda iki takımla birlikte yer almak. Günümüze dek takım sporlarında olimpiyatlara katılan tek eki Potanın Perileri. İnşallah Filipinler'den bir vize daha alacağız ve Rio'ya iki takımla gideceğiz. Olimpiyat vizesi aldıktan sonra da çalışmalarımıza devam edeceğiz. Çünkü yılın bizim için iki farklı önemi var. Birincisi Rio Olimpiyatları, ikincisi ise 2017 yılında ülkemizin ev sahipliğe yapacak olan Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın zemini hazırlamak. Dolayısıyla kısa ve uzun vadede iki amacımız var.

- Rio Olimpiyatları'ndan söz ederken Zika virüsünden de bahsedebiliriz. Rüya Takım'dan LeBron James, Stephen Curry, James Harden ve Russell Westbrook gibi birçok yıldız oyuncu zika virüsü sebebiyle Brezilya'ya gitmekten vazgeçtiler. Milli takım içerisinde oyuncular özelinde bu konuda herhangi bir endişe var mı? Federasyon olarak ilgili önlemleri aldınız mı?

"Bugüne kadar oyuncularımız arasında böyle bir şey hiç konuşulmadı. Herkes olimpiyat vizesi almaya o kadar konsantre olmuş vaziyette ki, inanın bana ne oyuncu ne de teknik kadro bu konu hakkında hiç konuşmadı. Bununla alakalı olarak sağlık kurulumuz ilgili tüm önlemleri alacak ve gerekenleri yapacaktır. Zika virüsüne karşı herhangi bir aşı olmadığı da malumumuz. Sağlık kurulumuz ve takım doktorlarımız bu konu hakkında tüm önlemleri alacaktır"

a02v8541

- Potanın Perileri olimpiyat vizesi aldı, 12 Dev Adam da elemelerde boy gösterecek. Hem elemelerde hem de olimpiyatlarda iki milli takımız için sportif başarıya endeksli bir prim belirlendi mi?

"Ben 16 yıldır federasyon bünyesinde görev alıyorum, bugüne kadar oyuncularımız ile hiçbir organizasyon ya da şampiyona öncesinde prim konuşmadık. Oyuncularımızın şimdiye kadar ne bir prim beklentisi ne de prim talipleri oldu. Biz her zaman hedeflediğimiz noktalara gitmeye çalıştık. Bu hedeflenen noktalara ulaşılması ve sportif başarı halinde, biz federasyon olarak hem oyuncularımızı hem de kulüplerimizi mağdur etmemek adına Spor Bakanlığı ile de görüşerek uygun görülen primler oyuncuların hesaplarına yatırılıyor"

"BİZ MADALYALARA PRİM VERİYORUZ"

- A Milli Futbol takımımızda prim krizi patlak verdi ve sessizliğe bürünen Futbol Federasyonu süreci iyi yönetemedi. Buna katılıyor musunuz? Sportif Direktör olarak, aynı kriz basketbol federasyonunda yaşansa nasıl bir çözüm yolu izlenirdi?

"Milli futbol takımımızda konuşulanlar ve rakamlar ne kadar doğru bilmiyorum tabii ama bizim bünyemizde hiçbir zaman yüksek rakamlar mevzu bahis olmadı. Avrupa Şampiyonası'na katıldığımız zaman takıma prim dağıtmadık, kaldı ki son 25 yıldır da katılmadığımız Avrupa Şampiyonası da yok. Bizim için artık Avrupa Şampiyonası'na bir başarı değil. Bu zaten bizim her zaman gerçekleştirdiğimiz sıradan bir olay. Biz Avrupa Şampiyonası'ndaki, Dünya Şampiyonası'ndaki ya da Olimpiyatlar'daki madalyalara prim veriyoruz. Bununla ilgili olarak da başta sporun içerisinden gelen başkanımız olmak üzere konuya oldukça hakimiz. Sporcularımızın böyle talebi olmadığını biliyoruz, böyle bir konu hiçbir zaman konuşulmadı"

"Eğer konu federasyon ile akalalıysa ve primler hakkında bir açıklama yapılması gerekiyorsa, bu açıklama bizzat federasyon tarafından yapılır. 2010 yılında bizde de benzer bir prim söylemi olmuştu. Oyuncuların bir beklentisi ya da talebi olmamasına rağmen uygun görülen bir prim verilmişti. Bu konu hakkında resmi bir açıklama yapılması gerekmiş ve federasyonumuz da konuya açıklık getirmişti. Bizde bu konularda biraz daha hassasiyet var. Primle alakalı olarak bizde şimdiye dek henüz bir sorun yaşanmadı. Sonuç olarak bizim oyuncularımıza verdiğimiz primler zaten kazançlarının yanında çok ufak kalıyor. Çok basit bir örnekle 2010 Dünya Şampiyonası kadrosunda bulunan oyuncuların kontrat bedellerini topladığınız zaman 200-250 milyon dolarlık bir rakam çıkıyor ortaya. Dolayısıyla sizin bu oyunculara vereceğiniz prim, onların kazandığı paraların yanında hiçbir şey ifade etmiyor. Bu sadece elimizden gelen ve onları maddi anlamda da mutlu etmek adına yapılan bir şey. Maddi açıdan primler ile tatmin etmemiz zaten mümkün değil. Devletimizin ve Federasyon başkanımızın uygun gördüğü rakamlar neticesinde bir para dağıtıyoruz. Prim konusuyla gündeme gelmedik"

"ERGİN ATAMAN'IN 1 EYLÜL'E KADAR SÖZLEŞMESİ VAR"

- Ergin Ataman'ın Galatasaray ile yeni sözleşme imzaladığı öne sürülüyor. Bu iddiaların doğruluk payı var mı? Ergin Ataman'ın milli takım defterini kapatması halinde yerine düşündüğünüz bir isim ya da B planınız var mı?

"Yok. Ergin Ataman, Galatasaray ile yeni bir sözleşme imzalamadı. Geçtiğimiz yıl 2 yıllık bir kontrat imzaladı ve bu yıl o devam ediyor. Bu sezon sanırım rakamsal konularda bazı değişiklikler yapıldı. Ergin Ataman ile 1 Eylül, yani olimpiyatların sonuna kadar bir sözleşmemiz bulunuyor. Ergin Ataman'ın sözleşmesi sona erdikten sonra ilk etapta biz yönetim olarak kendi aramızda bir değerlendirme yapacağız. Ondan sonra da Ergin hocayla ya da başka bir antrenör ile yolumuza devam edeceğiz. Ancak şu an için gündemimizde Ergin Ataman'ın sözleşmesiyle alakalı hiçbir madde yok. Çünkü Ergin Hoca için de milli takım her zaman paranın önünde olmuştur. İlk önce prensip olarak, milli takımımızı ileriye taşıyacak, başarılara ulaştıracak koçlar üzerinde düşünüyoruz. Para konusunu daha sonra konuşuyoruz. Şu an için gündemimiz Ergin Ataman ile olimpiyat vizesi almak"

- Aziz Yıldırım'ın Ergin Ataman ve Milli Takım ile ilgili bir söylemi olmuştu. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe forması giyen basketbolcuları milli takıma göndermeyeceğini ve Ergin Ataman'ın milli takımdaki görevinin kabul edilemez olduğunu ifade etmişti. Bu açıklamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

"Aziz Yıldırım'ın açıklamaları hakkında o dönem Başkanımız Harun Erdenay ilgili açıklamayı yapmıştı. Başkanımız, 'Bundan sonra ben, hem kulüp takımı hem de milli takım çalıştıran antrenörle yola devam etmeyeceğim' demişti. Her şey bu açıklama üzerinden devam edecek. Aziz Yıldırım, Ergin Ataman'ın milli takımda görev almasının doğru olmadığını söylemiş ve başkanımız Harun Erdenay da bu görüşe katılmıştı. Konu bu şekilde kapandı"

ergin-ataman

- Başkan Harun Erdenay'ın görüşlerine değinmişken; kendisi, Türk takımlarının benchinde yer alan yardımcı antrenörlerin tamamının yabancı olmasının Türk basketbolu adına iyi olmadığını söylemişti. Devamında yabancı yardımcı antrenörlere bazı kısıtlamalar da getirildi. Siz bu tespite katılıyor musunuz?

"Doğru, bu görüşe ben de katılıyorum. Yabancı yardımcı antrenörle konusunda bir takım kısıtlamalar getirdik. Sonuçta yabancı antrenörler Türkiye'ye geldiklerine yalnızca kulüplere değil Türk basketboluna da hizmet etmeleri gerekiyor. Dolayısıyla bazı düzenlemeler yapılması gerekliydi ve yapıldı."

- Türkiye Basketbol Ligi'nde görev alan hakemler konusunda bir takım düzenlemeler gündemdeydi. Ücretlerinde iyileştirilme yapılması konuşuluyordu. Bu konunda herhangi bir adım atıldı mı? Maaşlardaki bu reform, hakemlerin bir talebi miydi yoksa federasyon hakemlerin performansına olumlu yönde bir ivme kazandırmak adına mı bu yola başvuruldu.

"Evet, geçtiğimiz yıl hakem ücretlerinde bir yenilik yapıldı. Bu sezon için de federasyonumuzun gündeminde böyle bir konu var. Hakemler tarafından bize böyle bir talep gelmedi. Sonuç olarak o hakemler, parkede milyon dolarlık takımların maçlarını yönetiyorlar. Dolayısıyla gelirlerinin artması ve motive olmaları amacıyla bu tip çalışmalar yapıldı."

"İTALYA VE FRANSA BİZİ ÖRNEK ALIYOR"

- Alt yaş kategorilerinde benzerine diğer spor branşlarında rastlanmayan başarılar elde ediyoruz. Bu noktada örnek alınan bir ülke, kültür, method, ekol ya da kendimize has bir sistemimiz mi var?

"Örnek aldığımız bir ülke yok. Şunu açıkça söyleyebilirim ki, Fransa ve İtalya ülkeleri bizi örnek alıyor. Erkek altyapı milli takımlarının başında yaklaşık 20 senedir Nihat İziç var. Bizim ilk hedefimiz hiçbir zaman bir Avrupa Şampiyonası'na gidip de orada madalya almak olmadı. Biz oyuncu yetiştirmeyi esas alıyoruz. Avrupa Şampiyonası'nda kaçıncı olursak olalım bu hedefimizden vazgeçmiyoruz. Bu konuda başarılı olmak adına zaman zaman jenerasyon bile küçülttük. Daha yetenekli oyuncular alt dönemdeyse bir seneyi feda bile ettiğimiz oldu. Avrupa şampiyonalarında bir yılda kazanacağımız madalyaları feda ederek ondan sonraki 4-5 şampiyonadaki madalyalara talip olduk"

"Bunun yanında, milli takımların oyuncu havuzunu genişletmek adına çok ciddi bir proje başlattık. Türkiye'de bunu yalnızca basketbol federasyonu yapıyor. 81 il üzerinden gelen çocukları, 9 merkez üzerinde bir dizi testlerden geçiriliyorlar. 3.600 yakın çocuğun 1.600'ü kız, 2.000'i erkek. Bu çocuklar, tüm altyapı antrenörleri tarafından belirli bir taramaya tabi tutuluyorlar. İlk etap 9 hafta sürüyor. 9 haftalık sürecin ardından ikinci tura geçiliyor ve bu aşamada sporcu sayısı 400 ile 500 arasına indiriliyor. Sonra da iki ayrı yaş kategorisinde 60'şar 70'şer tane iki farklı takım oluşturularak, Avrupa Şampiyonaları'ndan 2-3 yıl önce çalışmalara başlanıyor. Böylece çok geniş bir havuzumu oluyor. Biz bu uygulamaya 2006 yılında başladık ve ilk olarak 1993 doğumlu sporcularla çalıştık. 2008'den itibaren 1994-95-96-97 jenerasyonu ile çalışmaya başladık ve dünya basketbol kamuoyunun yakından ettiği, herkesin "altın jenerasyon" dediği oyuncu grubunu oluşturduk. Bu çalışmalar aynı şekilde günümüzde de devam ediyor"

"Bu oyuncu grubunu aşağıdan desteklemek adına 12 Dev Adam Spor Okulları var. Bunlar 40-45 noktada faaliyet gösteriyordu, bugün bu sayı 75'e çıktı. Bu okulların 2.600'e yakın öğrencisi var ve hem yetenek hem de fizik anlamında ön plana çıkanlar milli takım taramalarına geliyorlar. Burada milli takım antrenörleri tarafından izleniyorlar. Biz şuna inanıyoruz; 80 milyonluk bir ülkede, Doğu'da ve özellikle Güney Doğu'da bu çocuklara ulaştığınız zaman çok yetenekli, çok başarılı, başarıya aç, hayal dünyalarında kendilerini büyük sporcular olarak şekillendirmiş çocuklara ulaşmak çok zor değil. Biz, potansiyeli çok yüksek bir ülkeyiz. Eğer altyapılarda doğru malzemeyi, doğru insanlarla doğru noktalarda buluşturduğunuz zaman hedeflenen başarılara ulaşmak zor olmuyor. Bunun da iki etabı oluyor. hem milli takımlara oyuncular kazandırmış oluyoruz hem de kulüpler, bu taramalara gelerek henüz 11-12 yaşındaki oyuncuları izleme fırsatı buluyorlar. Beğendiklerini çocukları da transfer edebiliyorlar. Dolayısıyla burada kazan-kazan mantığı ortaya çıkıyor. Son 5 yılda İtalya ve Fransa, hem bu oyuncuları nasıl çıkardığımız hem de kazandığımız madalyalar konusunda bize soruyorlar. Özellikle 2015 yılında erkeklerde dört kategoride madalya aldık. Bunu henüz Avrupa'da gerçekleştirebilen bir ülke yok. Çünkü her ülke, en kuvvetli olduğu 1 ya da 2 takımla madalya peşinde koşar ve diğer takımlarda başarı konusunda yatay geçiş yapılır. Ancak biz konuda hiç geri atmadık, özellikle son 2-3 yılda Avrupa'da Erkek Milli takımlarının başarılı olmasının sebebi bu anlayıştır. Bu doğrultuda bizim örnek aldığımız herhangi bir nokta yok, diğer ülkeler bizi örnek alıyor."

barbaros1

"Şunun altını çizmek istiyorum, biz bu oyuncular ile yaz aylarında yaklaşık 2-2.5 ay kamp yapıyoruz ve ciddi bir hazırlık süreci geçiyoruz. Kış dönemlerinde de bazı çalışmalar oluyor ancak kulüplerimizin de bu çocuklara yaptıkları yatırım ve yol göstermeler olmadan bu denli bir başarı yakalamamız da mümkün olmaz. Federasyon yeteneklerin keşfinde, kulüpler ise yetiştirilmelerinden başrol oynuyor ve milli takımlar da bu bahsettiğimiz başarılara ulaşıyor. Avrupa'da alt yapılarda zaten çıta en yukarıda. Biz de bunun orada kalması için çalışıyoruz ve son 3-4 yıldır da seviyeyi orada tutabiliyoruz. Dünya basketbolunda milli takımlarda 8. sıradayız. Bunu biraz daha yukarılara çekerek ilk 5'in içerisine girmeye çalışıyoruz. A Milli Takımımızın durumu belli, kadın alt yapılarında da erkekler için az önce anlattığım sistemin aynısını başlattık. 3-4 yıl sonra bunun da meyvesini almaya başlayacağız. Türkiye şu an Avrupa'nın ve dünyanın en önde gelen basketbollarından birine sahip. Bu söylemle değil, sportif alandaki başarı ve yönetimin çok iyi olmasıyla kendini kanıtladı. Bu başarıları bu şekilde devam ettirerek, bize destek veren herkesi ve ülkemizi gururlandırmak istiyoruz"

- Anladığım kadarıyla alt yapıda mükemmel işleyen bir çark var ve sportif başarının temelini de bu oluşturuyor. Peki federasyon olarak devşirme oyuncu politikasını nasıl belirliyorsunuz? İzlediğini isimler var mı? Devşirme süreci nasıl işliyor?

"Devşirme oyuncu politikası biraz daha farklı. Örnek verecek olursak, eğer bir oyuncuyu 16 yaşına kadar yurt dışından buraya getirirseniz devşirme değil yerli oyuncu statüsünde oynar. Ancak yurt dışından getireceğiniz bir oyuncunun burada bakımının sağlanması, eğitim alması ve yatırım yapılması federasyonunun bütçesini aşıyor. Bu sebepten dolayı devşirme oyuncuları ağırlıklı olarak kulüpler getiriyor ve onlarda ivedilikle devşirme statüsüne girmesini istiyor. Ancak oyuncunun milli takım forması giymesi için milli takım görüşünün olması ve milli takım tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Bu da hallolduktan sonra Türk Vatandaşlığı başvuru süreci başlıyor. A takım bazında kulüplerin bir devşirme oyuncu oynatma hakkı var. Bu noktada da en fazla ihtiyacımızın olduğu bölgede ve en fazla verim alabileceğimiz pozisyonda oyuncular arıyoruz. Oyuncunun kendisi ile birebir görüşmeler yapıyoruz. Oyuncunun karakterine ve potansiyeline bakarak yalnızca Türk olması ve 1-2 yıl için değil uzun vadeli olarak milli takımda görev alması için gerekli adımları atıyoruz. Oyuncunun devşirme olmayı kabul etmesi için bizim herhangi bir para ödememiz söz konusu dahi değil. Türk pasaportunu alan ve takımında bu statü de oynayan basketbolcu da doğal olarak daha yüksek rakamlara imza atıyor. Maddi açıdan geri dönüş bu şekilde oluyor"

"FİNAL MAÇIMIZI, MİLYARLARCA KİŞİYE İZLETMEK İSTİYORUZ"

- 2017 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda bir grup aşamasına ve finallere ev sahipliği yapacağız. Bu süreç nasıl gelişti ve bu ev sahipliği Türk basketboluna neler katacak?

"2001 Avrupa Şampiyonası, Türk basketbolunun çığrını ve bakışını değiştirdi. Sonrasında 2005 Kadınlar Avrupa Şampiyonası'nı yaptık. 2010 Dünya Şampiyonası'nda neler yaşandığını sen de en az benim kadar biliyorsun. Hem organizasyon hem de yakalanan büyük başarılar hem de kazanılan madalyalar vardı. 2014 Kadınlar Dünya Şampiyonası'na ev sahipliği yaptık. Bugün, basketbolda dünyadaki en büyük dört organizasyonu Türkiye'de gerçekleştirdik. Biz artık ikinci tura dönmeye başladık. Sonuçta bizim altın jenerasyonumuz var ve 2017'de de kendi evimizde hedefimiz büyük. Tamam, en büyük organizasyonlara ev sahipliği yapıyoruz ancak henüz şampiyonluk yaşayamadık. 2017'de Erkek milli takımımızın şampiyon olabilmesi için tüm hazırlıkları yapıyoruz. İnşallah 2017'de bunu da gerçekleştireceğiz ve 80 milyonluk ülkenin bir final maçını, dünyada da milyarlarca insana izletmek istiyoruz."

- Ev sahipliği demişken önümüzdeki sezon Euroleague Final Four'un İstanbul'da olacağı yazılıp çiziliyor ancak henüz resmi bir açıklama gelmedi. Bu konu hakkında özellikle kulüpler bazında ne gibi girişimler oldu? Böyle bir ihtimal var mı?

"Senin de bildiğin üzere Euroleague özel bir kurum. Burada federasyon olarak herhangi bir girişimimizin olması mümkün değil. Bu tamamen kulüplerin ve sponsorların daha fazla diyalog halinde olarak gerçekleştirebileceği bir konu. Biliyorsun Euroleague'in en büyük destekçileri Türk Hava Yolları olsun, Doğuş Grubu olsun, bu gibi markalar. Dolayısıyla kulüplerin daha fazla müdahil olabileceği ve Türkiye'ye getirebileceği bir ortam. Bu Euroleague'in de işine gelecek. Son iki senedir final fourda tribünler boş. Geçen sene Fenerbahçe taraftarları Berlin'deki organizasyona renk kattı ve katılım yükseldi. Böylesine büyük bir organizasyonun boş tribünler oynanması hoş değil. İstatistiklere bakıldığında son dönemde final four'da Türk temsilcisi olduğu için katılım oranını da düşünerek Euroleague, final four'u İstanbul'a verebilir. İşin içinde Türk Hava Yolları da var. İstanbul, Euroleague için en faydalı tercih olacaktır"

- Euroleague demişken, FIBA Şampiyonlar Ligi hakkındaki çıkmazı da sormak istiyorum. Şampiyonlar Ligi hayata geçmesi halinde takvimde dört organizasyon olacak. Eurocup'ın kaldırılması da gündemde. Ancak FIBA, kendi organizasyonuna katılım sağlanması için ülke federasyonlarını Euroleague'e katılmamaları konusunda adeta tehdit ediyor. Takvimin nasıl şekilleneceğini düşünüyorsunuz?

"Senin de dediğin gibi orada ciddi bir karışıklık var ve savaş devam ediyor. FIBA, Şampiyonlar Ligi'ni yaparak Euroleague'in Eurocup'ı organize etmemesini istiyor. Yani Eurocup'ın yerine Şampiyonlar Ligi'nin geçmesi gündemde. Savaş hala devam ederken, her cepheden açıklamalar da geliyor. O yüzden bu konuyla alakalı olarak şu an yorum yapmak çok doğru olmayacaktır."

"TÜRK TAKIMLARININ TERCİHİ FIBA ŞAMPİYONLAR LİGİ"

- Peki Türk takımları Euroleague'i mi yoksa FIBA Şampiyonlar Ligi'ni mi tercih edecekler? FIBA'nın cezai yaptırımları söz konusu ve bu uygulamalara mahkeme izni de verildi. FIBA organizasyon bazında üst kimlik olarak kabul edildi. Basketbol Şampiyonlar Ligi'nin maddi getirisi Eurocup'ın neredeyse 10 katı ancak bu yeni turnuva Euroleague'i nasıl vuracak? Temsilcilerimizin kararları ne doğrultuda?

"Federasyonumuz bu konuda müdahil oldu. Türk takımlar ile görüşüldü ve FIBA Basketbol Şampiyonlar Ligi organize edilmesi halinde temsilcilerimiz burayı tercih edecekler. Çünkü FIBA'nın bu konuda yaptırımları malum. Sen de biliyorsun; FIBA Dünya, İspanya Basketbol Federasyonu'nun Avrupa ve Dünya şampiyonalarının yanı sıra Olimpiyatlar'dan da men edileceğini belirtti. İspanya da hemen kararını değiştirdi. Aynı tehlike Türkiye için de geçerli. Türk takımları, Euroleague'e değil Basketbol Şampiyonlar Ligi'ne katılacaklar. Federasyonumuz da bu kararı almalarında oldukça yardımcı oldu."

thy-euroleague

- Fenerbahçe, Avrupa basketbolunun en büyük kupasından yalnızca bir ribaund uzaklıktaydı. Dramatik bir şekilde kaybedilen bir şampiyonluk oldu. Kaçan şampiyonluk hakkında görüşleriniz neler? Ve bir de Obradovic, Türk basketboluna neler kattı?

"Obradovic, dünyanın en önemli beş antrenöründen biri. Kendisinin sayısız başarısı var. Türk basketbolundaki en önemli ikonlardan bir tanesi oldu ve Fenerbahçe ile istikrarı yakaladı. Son iki senedir Final Four'dalar ve geçtiğimiz sezon finalde kaybettiler. Obradovic, daha önceki takımlarında da ciddi başarılara imza atmış bir koç. Kendisi Türk basketbolu için bir şans. Yetenekli ve genç oyuncu gördüğü zaman, yaşına bakmadan formayı sırtına geçiriyor. Melih, Berk ve Kenan gibi oyuncular bunların en iyi örneği. Eğer oyuncu formayı almak istemez ve mücadelesinden geri adım atarsa formayı da alıyor. Baktığınız zaman bu yalnızca saydığım Türk oyuncular için de geçerli değil. Bogdanovic henüz 22 yaşında. Bu tarz antrenörleri her zaman değerlendirmek lazım. Çok tecrübeliler ve bunu da oyunculara aktarabiliyorlar."

FENERBAHÇE VE DOĞRU YATIRIM SÖZLERİ

- Fenerbahçe son iki sezondur Euroleague'de Final Four görüyor, ligde ise son 10 senede 6 şampiyonluğu var. Fenerbahçe, neyi doğru yaptı da böyle bir başarı grafiği ve istikrar yakaladı?

"Çok basit; yatırım. Fenerbahçe yatırım yaptı. Basketboldaki rakamlar, futbola kıyasla çok daha düşük. Fenerbahçe de zamanında Ülker ile birleşerek çok doğru bir hamle yaptı. Basketbolda bazı rakamları sabitlediğinizde ve teknik ile idari kadronuzu yeterince profesyonelleştirdiğiniz zaman bu başarılar geliyor. Çünkü, Türk basketbolu Avrupa ve Dünya nezdinde kendini kabul ettirmiş bir düzeyde. Bu son 20 yılda böyle olan bir realite. Altyapıda başarılısınız, A takım seviyesinde başarılısınız, dünyanın en iyi 2-3 federasyonundan birine sahipsiniz, Avrupa'nın en iyi liglerinden birisiniz, altın jenerasyon yakalamışsınız... Dolayısıyla, Anadolu Efes'in geçmişte yaşadığı başarılar da aşikar olunca artık insanlar basketbola yatırım yapıyor."

obradovic

- Ergin Ataman yönetimindeki Galatasaray, son derece sıkıntılı bir dönemde ve dar rotasyona sahip olduğu bir dönemde Avrupa'nın en büyük ikinci kupasını kazandı. Eurocup zaferi, Türk basketbolu için ne ifade ediyor?

"Türk basketbolu için yalnızca Eurocup değil Avrupa'daki her zafer büyük anlamlar ifade ediyor. Bizim ülkemizde basketbol ikinci branş olmasına rağmen birçok ülkede birinci branş. Bu ülkelerde insanlar Euroleague ve Eurocup, futboldaki Şampiyonlar Ligi gibi izleniyor. Avrupa'da spor yalnızca futboldan ibaret değil. Bizim 2010 Avrupa Şampiyonası'nda oynadığımız Türkiye - Amerika maçını tüm dünyada 1.5 milyara yakın insan izledi. Ülke tanıtımı ve ülkenin isminin duyulması için en iyi tanıtım yolu spordur. Biz basketbolda gerek kulüp, gerekse milli takım bazında 3-5 senede bir başarı yakalamıyoruz; biz, her yıl başarılı bir ülkeyiz. Bunların hepsini yanyana koyduğunuz zaman basketbol özelinde saygı duyulan bir ülke haline geliyorsunuz. Bunun da geri dönüşü olumlu oluyor."

- Bahsettiğiniz geri dönüş, Türk basketbolunun marka değerinin yükselmesi ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma imkanı değil mi?

"Kesinlikle. Organizasyon olarak bizden daha iyisini yapabilen bir ülke yok. Bizden daha misafirperver bir ülke yok. Salonlarımız da tıklım tıklım doluyor ve bunların beraberinde başarı geliyor. Dolayısıyla bugün FIBA Avrupa'nın birinci patronu Turgay Demirel. Bunların hepsi zincirleme birbirini takip ediyor. Bugüne kadar takım branşlarında birçok organizasyon Türkiye'ye alınamamışken, dört turnuvaya da ev sahipliği yaptık ve artık ikinci tura dönüyoruz. Bunların hepsi birbirini tetikleyen önemli unsurlar."

- Türkiye'de önümüzdeki sezon Perasovic, David Blatt, Obradovic, Ergin Ataman, Ufuk Sarıca gibi çok önemli basketbol figürleri şampiyonluk mücadelesi verecek. Ülkemizde son dönemde basketbol seyircisinin niteliğinin ve niceliğinin artmasında bu figürlerin payı vardır kuşkusuz. Bu isimler ile birlikte, futbol tribününden farklı bir kültür oluşturabildiğimizi söyleyebilir miyiz?

"Türkiye'de zaten mevcut bir basketbol kitlesi var. Anadolu'da nereye giderseniz gidin, tıklım tıklım dolu salonlar görürsünüz. Ancak burada en büyük sıkıntı basketbol, futbolun yanında basının içerisinde alması gerekem yeri alamıyor. En büyük sıkıntı bu. Yoksa, başarı olarak baktığınızda basketbolda her kriter en üst seviyede. Ancak basında yeterli yeri alamıyor"

blatt

MEHMET OKUR TESPİTİ

- Furkan Korkmaz, Philadelphia 76ers tarafından 26. sıradan draft edildi ancak sonuçtan memnun değil. İlk 20'den seçilmeyi beklediğini ifade etti ve bir sezon daha Anadolu Efes'te kalması muhtemel görünüyor. Aynı kararı geçtiğimiz sene Cedi Osman da vermişti. Genç isimlerin drafttan sonra 1-2 sene daha Avrupa'da kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Çok doğru buluyorum. Bunun en güzel örneği Mehmet Okur'dur. Biliyorsun, Detroit tarafından draft edildikten sonra bir sene daha Türkiye'de kaldı ve ondan sonra hazır bir şekilde gitti. Genç oyuncuların biraz daha hazır halde NBA'e gitmeleri doğru. Furkan ile ben konuştuğumda da ilk 20'nin içerisinde seçilmeyi bekliyordum. Nihai kararı ne yönde henüz bilmiyorum, bu konuyu kendisi ile konuşmadım. Neden Bogdanovic, Fenerbahçe ile kontratını bir yıl daha uzattı? Draft sıralamasına baktığınız zaman önümüzdeki 1-2 sene burada kaldıktan sonra gittiğinde istediği kontratı alma şansı olacak. Ancak şu an giderse kendisine verilen rakamı kabul etmek zorunda kalacak. Burada dünyanın en özel koçlarından biri ile çalışıyor, daha fazla süre alıyor ve NBA için daha hazır hale geliyor. Bjelica da aynı şekilde gitmişti. NBA'de draft edildikten sonra size ilk 5'i taahhüt ediyorlarsa o zaman gidebilirsiniz ancak draft edildikten sonra gidip 3-4 dakika oynayıp benchte oturmaktansa, yetiştiğiniz takıma faydalı olmak ve kendinizi hazırlamanız daha önemli. Bazı durumlarda bu kararlar NBA takımları ile karşılık olarak dahi verilebiliyor. 'Sen takımında kal, biraz daha geliş, sonra gel' şeklinde"

- Furkan Korkmaz ile devam edersek, kendisi Yeşil Oda daveti aldı. Draft kültürü içerisinde çok önemli bir davet aslında bu. Milli takım kampında olduğu için Amerika'ya gidemedi bunun ardından bazı söylentiler çıktı. Furkan Korkmaz'ın Yeşil Oda davetine katılım göstermemesi, draft sıralamasındaki yerini etkilemiş olabilir mi? Olumsuz bir izlenim yaratılmış olabilir mi? Yoksa NBA yönetimi ile diyalog halinde verilen bir karar mıydı bu.

"Davet geldi ancak oyuncular bu davete katılmak zorunda değiller. Dolayısıyla draft sırasının bu karar yüzünden etkilendiğini sanmıyorum. O odaya katılmaması demek, daha üst sıralardan draft edileceği anlamına gelmez."

ÖMER FARUK YURTSEVEN KONUSU

- Furkan Korkmaz, Cedi Osman ve Mehmet Okur'un NBA'deki gelecekleri adına attıkları doğru adımlar hakkında konuştuk ancak bu tablonun tam tersi var; Ömer Faruk Yurtseven. Hem Fenerbahçe hem de milli takımda kadro dışı kaldı.

"Ömer Faruk Yurtseven, kolej ligine gitmek istediği için Fenerbahçe'de kadro dışı kaldı. Aynı süreçte milli takım kampı da vardı ve milli takım kadrosundan da çıkarıldı. Kulübü ile yaşadığı bu sıkıntıdan dolayı biz Ömer Faruk Yurtseven'i kadrodan çıkardık. Ancak sonrasında kulübü ile çalışmalarına devam edince, milli takıma da dahil edildi ve şu an kampta çalışmalarına devam ediyor. Tamam genç ve yetenekli bir sporcu ancak Ömer Faruk Yurtseven, Ömer Faruk Yurtseven olduysa bu Fenerbahçe sayesinde olmuştur. Altyapılarda kulüpler, oyunculara çok ciddi yatırımlar yapıyorlar. Aynı şekilde benzer yatırımları milli takım da yapıyor. Dolayısıyla takımlar, yatırım yaptıkları isimleri kadrolarında görmek ve faydalanmak istiyorlar. Düşünün, bir oyuncuya yatırım yapıyorsunuz ve o oyuncusu kalkıp size gelip 'Ben Amerika'ya gitmek istiyorum' diyor. Bence, bu durum etik değil. Ben burada Fenerbahçe'ye hak veriyorum, yapılan etik değil çünkü. Düşünün, bir risk alıp ileriye yönelik bir yatırım yapıyorsunuz ve tam meyvesini yiyecekken, 'ben gidiyorum' diyor. Hiç hoş değil. Bu sadece Türkiye'nin değil aynı zamanda Avrupa'nın ve dünyanın problemi. FIBA Avrupa ile NBA masaya oturup; genç oyuncuların NBA'e gitmesi, yetişmiş oyuncular için yetiştirme bedellerinin ödenmesi ve önceki şartların günümüze göre güncellenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, ülke federasyonlarının yapabileceği bir şey değil. FIBA Dünya'nın bu kuralları yenilemesi gerekiyor"

anadolu_efes_furkan_10nisan

"MİLLİ TAKIMA GELMEMESİ, ENES KANTER İÇİN BİR KAYIPTIR"

- Enes Kanter genel olarak sporcu kişiliğinin dışındaki duruşu ve söylemleri ile gündeme geliyor. Sizce Enes Kanter mi milli takım için bir kayıp, yoksa milli takım mı Enes Kanter için bir kayıp?

"Enes Kanter milli takım için bir kayıp değil ancak milli takıma gelmemesi, Enes Kanter için bir kayıptır. Enes Kanter'i 2012-2013 yıllarında milli takıma çağırdık ancak geleceğim demesine rağmen gelmedi. Sonrasında attığı bazı tweetler oldu ve bunların hepsi takım arkadaşları tarafından bile ciddi tepkiyle karşılandı. 2014 yılında takımımızın koçu ile konuşmak istemedi. Konuşacağım dedi, bir ay burada kaldı ancak hiçbir şekilde biraraya gelmedi. Enes Kanter'in milli takım kadrosuna alınmaması, kendinin yaptığı olayların neticesidir. Enes Kanter bu söylemlerinden dolayı olayı başka bir boyuta çekmeye çalıştı. Bir sporcuya yakışmayacak şekilde, kendi hatalarından dolayı milli takıma alınmamasını başka bir boyuta çekmesi hiç hoş bir şey değil"

- Stephen Lasme'nin kanında yasaklı maddeye rastlandığı açıklandı. Hatta bazı ciddi kaynaklarda tespit edilen maddenin keyif verici bir madde olduğu da öne sürüldü. Lasme'nin B numunesi açılacak mı? Federasyon olarak cezai yaptırımlar uygulayacak mısınız?

"Lasme'nin durumunu Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu takip ediyor. Araştırmaların neticesi ve raporlar bekleniyor. Dediğin gibi B numunesi henüz açılmadı ve açılacak mı, açılmayacak mı konusu da var. Dolayısıyla karar disiplin kurulumuzda"

- Hidayet Türkoğlu'nun göreve gelmesinin ardından NBA'deki entertainment anlayışına yakın bir çizgi yakalanmaya çalışıldı. Bunu son All-Star'da da net bir şekilde gördük. Kendisi de bir demecinde NBA tarzını Türk basketboluna entegre etmeyi arzuladığını belirtmişti. Sürecin devamında görevinden ayrılması Türk basketbolu için bir kayıp diyebilir miyiz?

"Hidayet son All-Star'a cidden çok büyük emek verdi. Hidayet Türkoğlu'nun görevden ayrılması, Türk basketbolu için bir kayıp olmadı. Zira yeni görevi Türk sporu adına bir kazanımdır. Çünkü Amerika'da kazandığı tecrübeli artık tek bir branşa değil 65 branşa birden aktaracak. Hidayet Türkoğlu'nun, Sayın Cumhurbaşkanımız ile birebir çalışıyor olması Türk sporu için bir kazançtır. Türk sporunun kazancının olduğu yerde, Türk basketbolunun neyi kazanıp, neyi kaybettiğine bakmak çok doğru olmaz diye düşünüyorum"

- LeBron James hem kariyerinin hem de NBA tarihinin en özel şampiyonluklarından birine imza attı. LeBron'ın artık eleştirilemez olduğunu söyleyenler de var. Bir basketbol adamı olarak siz ne düşünüyorsunuz?

"Lebron James, gelmiş geçmiş en popüler ve atletik basketbolculardan biri. Onun için en unutulmaz nokta, 3-1 geriden gelerek şampiyonluk yaşamak olmuştur. NBA tarihinde bir ilki gerçekleştirdiler. Aslına bakarsanız alışılagelmiş bir sonuç. Lebron'un kazandığı ilk şampiyonluk değil, sonuncusu da olmayacaktır"

lebron

- Golden State Warrior'un son iki sezondur basketbolda bir devrim yaşatıyor. Stephen Curry önderliğinde yüksek yüzdeli ve mesafeli dış atışlarla zaman zaman durdurulamaz oldular ve normal sezonda efsane 95-96 Bulls'a ait galibiyet rekorunu da kırdılar. Golden State durdudan Cleveland da kendi oyununu değiştirerek bunu başardı. Dış atış yüzdelerini iyileştirmek zorunda kaldılar. Golden State'in başlattığı bu akım, daha kısa mesafeden olmasına rağmen daha düşük yüzdeye sahip Avrupa basketbolunu etkiler mi? Zira NBA ile Avrupa basketbolunda şut mesafeleri farklı

"Ben çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu kadar yüksek bir şut yüzdesinin her zaman yakalanması çok kolay değil. Oyuncu imkanlarının hepsi yanyana geldiğinde bu özelliğinizi sonuna kadar kullanabilirsiniz ancak 1-2 sene sonra bu oyuncu grubunu kaybettiğinizde, aynı oyun sistemi ile devam etmeniz söz konusu olamaz. Çizginin 3 metre gerisinden de atsanız, dibinden de atsanız 3 sayı, 3 sayıdır. Golden State çok farklı bir basketbol oynadı ve çok keyfi verdi ancak bu kadar dış şuta bağımlı bir takım yoktur basketbol tarihinde herhalde."