Hagi: 10'un hikayesi

Makedon asıllı Rumen futbolcu Hagi, Lozan Anlaşması sonrası Romanya'ya göç eden bir ailenin çocuğuydu. Romanya'nın 1940 yılında bu bölgeyi Bulgaristan'a vermesi sonrasında bu sefer daha kuzeye giden Hagi ailesi, Köstence'nin biraz yukarısında bulunan Sacele köyüne yerleşti.
Hagi: 10'un hikayesi
Makedon asıllı Rumen futbolcu Hagi, Lozan Anlaşması sonrası Romanya'ya göç eden bir ailenin çocuğuydu. Romanya'nın 1940 yılında bu bölgeyi Bulgaristan'a vermesi sonrasında bu sefer daha kuzeye giden Hagi ailesi, Köstence'nin biraz yukarısında bulunan Sacele köyüne yerleşti.

5 Şubat 1965 gecesi, ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı Hagi. Dedesi ve 9 aylıkken ölen ağabeyinin adı verildi ona. Gheorghe... Ama kısaca Gica dediler...

Topla Tanışma

1967 senesinde, küçük Gica henüz 2 yaşındayken, ilginç bir hediye aldı. Dedesi, ona bir domuzun idrar torbasından yaptığı bir top verdi ve böylelikle ilerde tüm dünyayı kasıp kavuracak olan "Hagi efsanesi"ne ilk tuğla eklenmiş oldu.

Yaşadığı köyde kale yoktu, saha yokuştaydı, Gica hep yalınayaktı, ama adını henüz bilmediği bu oyundan zevk alıyordu... 1973 senesine gelindiğinde şartları ağır köy yaşamına daha fazla direnemeyen Hagi ailesi  bu sefer köyden kente göçüyor ve Köstence'ye yerleşiyordu.

1975 yılının Nisan ayında o zamana kadar okul bahçesinde top oynayan Gica, ilerde "Benim için hocaların hocası" dediği Iosif Bukossi'nin kanatları altına girdiğinde henüz 10 yaşındaydı.

1978'e gelindiğinde F.C. Köstence Kulübü'nün 97.515 numaralı kimliğinde, o sıralar 13 yaşında olan Gheorge Hagi ismi yazıyordu. Daha 13'ünde bir futbolcu olmuştu...

Çavuşesku ailesi ve Hagi

1983'te üniversiteye gidebilmek için Universitatea Craiova takımıyla yaptığı sözleşmeyi duyan Çavusevsku'nun oğlu Nicu, hemen Hagi'yi Bükreş'te bir üniversiteye yazdırarak ve başkanı olduğu Sportul Studentesc'e transfer eder. 1986'ya kadar 108 maçta formasını giydiği Sportul'da 78 gol atması, Çavuşesku'nun en büyük oğlu Valentin'in dikkatini çeker. Küçük kardeşi ile arası bozuk olan Valentin, Hagi'yi ordu takımı olan Steaua Bükreş'e transfer eder.

Real Madrid

Steau Bükreş formasıyla 97 maçta attığı 76 gol ve Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda gösterdiği etkileyici performansla Avrupa'nın büyük kulüplerinin radarına giren Hagi 1990 senesinde rekor ücretle, 4 milyon dolar karşılığında dünya devi Real Madrid'le sözleşme yapar.

"Kimseye 'kaçtı' dedirtmem"

Madrid'de oynadığı dönem takımdaki  gruplaşmalardan rahatsız olan Hagi, Lucescu'nun çalıştırdığı Brescia kulübüyle anlaşır. İlk senesinde Brescia ile küme düşen Hagi, başka takımlardan gelen tekliflere rağmen kendisi için "kaçtı" denmesini istemediğinden takımdan ayrılmak istemez. Fakat gel gör ki 1994 Dünya Kupası'nda öyle bir performans göstermiştir ki, bu sefer yine 4 milyon dolar karşılığında  İspanya'nın diğer büyüğü olan Barcelona'ya transfer olur.

Ah yabancı sınırı!

Johann Cruyff'un Barcelona'sında işi kolay olmayan Hagi, takımda yabancı futbolcu konumunda bulunan Stoiçkov, Romario ve Ronald Koeman'la yarıştı. İstediği kadar forma giyememekten şikayetçi olan Hagi, 1996 yılının Mayıs ayında Barcelona'daki son maçına çıktı.

Ya Meksika, ya Türkiye

Barcelona günlerinin ardından 31 yaşındaki Hagi'ye menajeri Becali, "Meksika'da oynamak ister misin?" diye sordu... İlk başta büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Hagi, daha sonra 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası sonrası kendisiyle ilgilenen Galatasaray'ın teklifini kabul etti.

Efsane

5 sezon oynadığı Galatasaray'da 1 Avrupa Süper Kupası, 1 UEFA Kupası, 4 Lig Şampiyonluğu, 2 Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazanarak sarı kırmızılı takım taraftarlarının gözünde "efsane" mertebesine yükselen unutulmaz solak, futbolla ilgilenen tüm kesimlerin beğenisini kazandı. Dünya futbolunun bu Büyük Usta'sının 51. yaşını Sporcope.com ekibi olarak kutluyoruz.

Türk futboluna yaptığın katkılar için teşekkür ederiz Hagi...

 

Serhat Karakaş